27 Temmuz 2010 Salı

NORMAL.......



Başka bir kadın olmak istedi bir gün o…….
Yoruldu rolünden……
İçindeki diz çökmüş,kırılgan çocuğu herkesin yüzüne vurmak istedi,
Kırılgan küçük bir kız çocuğuydu aslında o,
Yüreği cam kırığı,
Bütün duygulardan önce öğretmişlerdi ayrılığı,yalnızlığı,
‘’Azı karar olmamıştı’’ hiç sevmeleri’’hep çoğu zarar’’kadar sevmişti.
Saldırgan demişlerdi ona,
Soğuk demişlerdi,
Ürküyorlardı gözündeki ateşten,dilindeki zehirden,
Ürküyorlardı gözü kara cesaretinden,gücünden.
Kazıdı üzerindeki katmanları,kırdı sert kabuğunu,
‘’İşte asıl ben buyum’’dedi.
Görsünler artık istedi onun da ağlayabildiğini,
Zayıflığını,
Aşık olabildiğini,
Terk edilebildiğini,
Acı çekebildiğini,
Kendi dışında,binlerce kere gözlemlediği kadınlardan biri olmak istedi,aralarına karışıp kaybolmak,
İnanmadılar.
’’Bu günler de geçer,normale dönersin yine ‘’ dediler,
Halbuki onların normali onun anormaliydi,
Anlamadılar,
Öldürdü bir kez daha o kırılgan çocuğu,
İçine diz çöktü yine………
Ta ki bütün katillerin yaptığı gibi tekrar suç mahalline geri döneceği güne kadar….

23 Temmuz 2010 Cuma

RUH ANALİZİ


Öyle bir ruh hali ki…..


‘’Herşeyden vazgeçmenin eşiğindeyken vazgeçmekten korkan,zorla direnen,kafasını gömdüğü kumdan çıkarıp etrafına bakamayan,başkalarının hayatlarında olup bitenlere kulak asmayan,hiç bir şeye şaşıramayan,çokca korkak,çok az cesur,bir köşede oturup sessiz sakin yaşlanmayı düşleyen ama oturamayıp hep koşuşturan,dış dünya dertlerine kulak asmamak isteyip ama kesinlikle asan,kendine dert edinen,kolay yolları seçmeye meyilli ama hep zor yollarda ilerleyen,kendinde değiştirmek istediği çok şey olan ama kendi olmakta direnen,çok acaip hayalleri olan ama rutinde kaybolan ‘’ bir hal olarak çok kısaca tarif edilebilir ama istenirse liste uzatılabilir.
Öyle bir ruh hali ki,
Serin bir havada,annesinin kucağındayken,daha elleri küçücükken,o elleri babasına doğru uzattığı günlerini özlüyor.
Öyle bir ruh hali ki,
Bütün bu kargaşanın en başına gidip orada kalmak istiyor………

20 Temmuz 2010 Salı

KURBAĞA PRENS/PRENSES

Siz......
Benim gibi olanlar,
Kaç kere koşup koşup duvarlara tosladınız?
İçinizdeki kaç tohum yeşeremeden kurudu?
Kaç kere derin çukurlardan yukarı tırmanmaya çalıştınız?
Kaç umudunuz içinizde söndü?
Kaç çizik,kaç parmak izi var yüreğinizde?
Kaç kere gözyaşlarınız içinize aktı,bir dokunuşuyla kirpiklerinize kadar sizi titreten kişi gittiğinde?
Kaç yanlış kolda mutluluğu aradınız?
Ve kaç kurbağa öptünüz bugüne kadarprense/prensese dönüşür umuduyla?
Onlar hep kurbağa olarak kalsalar da,sizin sadece öpülmüş kurbağa kolleksiyonunuz çoğalsa da
Boşverin,
Hayat karnını tuta tuta size gülse de,
Elleriniz siğil içinde kalsa da ,
Kurbağa öpmeye devam.....
O prens/prenses bir yerlerde hala zıplıyor..........

13 Temmuz 2010 Salı

Çakıl Taşları

Kayboldum yine bu aralar,kendi raylarımdan dışarı çıktım......
Başkalarına ait hayatlarda,başkalarına ait zamanlarda sürükleniyorum .
Başkalarının sevinçlerine seviniyor,başkalarının üzüntülerine üzülüyorum,
Benim adıma da başkaları belirliyor başlamalarımı,bitirmelerimi,
Kendime ait zamanım yok,kolumu kıpırdatacak halim yok,hayatın yardımıyla başkalarının elinde şekil alan oyuncak hamuru gibiyim,
Şekilden şekile sokuyorlar beni,arada bir eğilip suratıma bakıyorlar ne hissediyorum diye,
Hiç belli etmiyorum hislerimi,
Tepki bekliyorlar benden,
Göstermiyorum,
Öylece uyuşmuş oturuyorum,
Günler akıyor üzerimden,uçaklar yerlerine varıyor,bebekler doğuyor,insanlar ölüyor,
Ben öylece oturuyorum.....
Ama elimde biriktirdiğim çakıl taşlarını yavaş yavaş yere attığımı kimse bilmiyor,
Uyuşukluğum geçtiğinde çakıl taşlarımı takip edip kendime dönüş yolumu bulacağım
Ve yine çarpışa çarpışa yaşayacağım,
Göze göz,dişe diş..........

1 Temmuz 2010 Perşembe

SINAV KAĞIDI

(Aslında bugün yazacağım yazıda sizleri  dünya tatlısı ASPERGER SENDROMLU özgür çocuk' Özgür'ile tanıştıracaktım.Yazımı hazırladım,taslakta tuttum,her gün bir şeyler ekledim arkadaşım olan annesini dinleyip,notlar alıp,ama yine de Özgür'ü tam yansıtamadığımı düşünüp yazıma beni tatmin edecek ruhu ekleyebilene kadar erteledim.Şimdilik tozlu arşivden çıkartılıp getirirlen bu yazımla idare edin......
Bu günlerdeki ruh halimle birebir örtüşüyor)


Çok tembelim bu aralar.....
Sadece yapmam gerekenleri en iyi şekliyle yerine getirip kendim için hiçbir şey yapmıyorum.
Günlük koşuşturmalardan bana kalan zamanlarımda muhteşem kumlarla çevrili bir deniz kenarında hayal ediyorum kendimi
Dalgalı denizin kenarında,ayaklarım kumların içinde öylece duruyorum saatlerce.
Bu halimi görenler neden burada böyle hiçbir şey yapmadan durduğumu merak ediyorlar.....
Oysa bir şey yapıyorum......Hem de önemli bir şey........
Batıyorum.......
Gelen dalgalar kumları alıp götürüp tekrar geri getirdiğinde ,biraz daha fazlalaştırıyor ayaklarımın üstündeki kumu...... 
Yavaş yavaş daha derine batıyorum......
Tekrar çıkabilmek için bunu yapmam gerekli......
En dibi görüp sonra en yükseğe çıkmak için mücadele etmeliyim.....
O yüzden hep boş kağıt veriyorum bugünlerde kendimle ilgili hayat sınav sorularına,
Sadece ad soyad ve tarih yazıp iade ediyorum yetkili mercilere,
Soruların hepsinin cevabını bilsem de yazmıyorum cevap kağıdına,
Eğer atılmazsam okul birincisi olacağım ileride biriktirdiklerimle....
Ama bunu bir tek ben biliyorum.