31 Temmuz 2013 Çarşamba

(BOZUK)AHENK.......


Üstüne ''beni yıka ''yazılmış bir araba camına döndüğünde yaşam,
tersine işleyen bir trafiğe döndüğünde gelen günler,
''Ya ben ters yöne girdim ya da her şey üstüme geliyor ''diye düşündüğünde,
akordu kaçtığında yaşam melodisinin,
seninle dünya arasındaki ahenk bozulduğunda,
Derin nefes alıp sükunetini korumaya çalışırsın.
Dışarıda deli gibi sıcak bir hava,
içeride sen ve kaygıların…..
Böyle günlerde ne zordur hiçbir şey düşünmeden arkana yaslanmak,
Kesildiği yerden hayata tutunmak………

23 Temmuz 2013 Salı

ÜZÜLME ÇOCUK.........


Yine dar geliyor gece bana,
Soluk soluğa bahçeye atıp kendimi,
bir kez daha içimin çılgın,uslanmaz, kırılmış çocuğuna sarılıyorum….
Ağlamakta olan bir çocuğu;güneşin her sabah koşulsuz doğduğuna inandırmaya çalışıyorum.
Gözleri buğulanıyor,dudaklarını büküyor.
O hep masalları seviyor,masallarda hep iyiler kazanıyor çünkü…..
Masallarda herkes birbirini seviyor,kimse kimseyi üzmüyor durduk yere,
Orada umutlar bir böcek gibi ezilmiyor,hayaller kırılmıyor.
Orada hep büyülü bir müzik kutusunun üzerinde zarif bir balerin durmadan dansediyor..
‘'Yıllardır dirsek çürüttüğün yaşam hala mı öğretemedi sana?’’ diyorum
‘’Kendini anlamayanı kimse anlamaz,kendini sevmeyeni kimse sevmez’’
‘’Önce kendin inanmalısın kendine’’
Kocaman açıp gözlerini,beni dinliyor içimin çocuğu……..
‘’Bu akşam sana söz veriyorum çocuk, sırtından kaldıracağım onca yükü.
Yıkılan bütün inançlarını tamir edip,kırılan bütün umutlarını tekrar yeşerteceğim.
Yine mutlu olacaksın,çünkü güneş yarın sabah tekrar doğacak koşulsuzca.
Korkma,en çok ben seveceğim seni  ………..’’
Haydi sil gözyaşlarını,
Hiç büyüme küçük kız,sen masallara,masallardaki sihirlere inanmaya devam et,
Ve hiç değişme,bir gün ikimiz bir aradayken de sevileceğiz......

11 Temmuz 2013 Perşembe

SATIR ARASI CÜMLELER.........




‘’Neler yapıyorsun’’ diyorlar,
‘’Gidiyorum,geliyorum işte, hep aynı işte,değişen bir şey yok’
''Bir orada bir burada sürüp gidiyor hayat ‘’diyorum.

(İp cambazları gibi ince bir çizginin üzerinde kendi peşimde koşturup duruyorum,altımda güvenlik ağı da yok,
Kaybettiğim yolumu bulmaya,yıkılan duvarlarımı tekrar inşa etmeye çalışıyorum.
Cenneti cehenneme, cehennemi cennete taşıyarak ilerliyorum.
Bir kez daha hayallerim yıkıldı,yine hayat düğüm olup kaldı boğazımın ucunda.
Boğulmadan çözmeye çalışıyorum,yavaş yavaş tükeniyorum……) diyemiyorum.

‘’Nerelerdesin’’ diye soranlara,
‘’Hep buralardayım,denk gelmemişizdir’’diyorum.

(Nerede olduğumu ben de bilmiyorum bu günlerde,
bir varım bir yokum.
Bir uyanıyorum düş,bir uyuyorum gerçek.
Ellerimi boşluğa uzattım,tutacak bir el arıyorum.
Bazen yüreğimin,çokca da aklımın yolunda yürüyüp gidiyorum.
Bazen kendi ayaklarıma dolanıyorum.
Bazen de başkalarının ayaklarına basıp geçiyorum,sıkca da çelme yiyorum.
Ama ne olursa olsun yitirmemeye özen gösteriyorum hayatımın yaşanıp ta tüketilmiş, bitirilmiş karelerini.
Yüreğimin en kuytu köşelerinde saklıyorum tecrübe çentiği olsun diye)diyemiyorum.

‘’İyi misin?’’ diye soruyorlar.
’’ Evet’’ diyorum’’Herşey yolunda’’ ve başlıyorum anlatmaya iyiliğimi...

Tam anlatırken sözlerimin arasına bir yalan giriyor.
Kara kuru bir yılan gibi sinsice kıvrılarak gelip de çörekleniyor tüm kelimelerimin üzerine.
Dilimden dökülen her şey kararıp soluyor.
Kendi yalanım kendi dilimi sokuyor,
Zehirlenip,susuyorum.

‘’Ne çok eğleniyoruz beraber,ne çok güldük’’ diyorlar,
Tebessüm ediyorum

(İçime akıttığım gözyaşlarımla paslandırdığım duygularımı anlatamıyorum kimseye)

‘’En kısa zamanda tekrar bir araya gelelim,çok güzel bir gündü’’diyorum…..

Aslında koca bir resim tuvalinin önünde dikilip duruyorum günlerdir,kimse bilmiyor.
Doğru rengi bulmaya çalışan bir ressamın tedirginliğinde ve telaşında,
atılmayı bekleyen son bir fırça darbesini saklıyorum ellerimde.
Zamanı ve rengi belirsiz gelecek günlerin,
Ve en canlısını,en göz alıcısını ortaya çıkarmaya çalışıyorum beyazdan siyaha bütün renkleri karıştırıyorum birbirine.
Karıştırırken,
'Çıfıt Çarşısı’na çevirsem de hayatımı,
Bu sefer en muhteşem resmi ellerimle yapacağım……….

Yaptığım sadece bu………….

7 Temmuz 2013 Pazar

SUDAN ÇIKMIŞ BALIKLAR








Oltaya takılmış balıklar gibiyiz hepimiz…
Sudan çıktığımız an,kıvranıp duruyoruz,
İlle başkalaşmamız,uzlaşmamız,
bir ipli kıskaçla tutulup kavanozu içinde diğerleriyle yaşamamız gerekiyor,
Daha baştan kaybedilmiş bir savaşın durmaksızın enkazını topluyoruz.
Oysaki ben suyun üzerine zıplayan balıkların sırrına ermek istiyorum,
Bütün kısıtlamaları,çengelleri yüzgeçlerinin tersiyle geride bırakıp,
kendi ağırlığını olabildiğince sırtlanıp,
dışarıdaki hayatı soluyan o balığı nefes alamayacağı bir boşluğa zıplatan o güce ulaşmak istiyorum…
Dönüş tekrar suya olsa da,son nefes havaya bırakılsa da,
Uzun zamandır,daha yükseğe sıçrayabilmek için nefesimi tutuyorum…