29 Ekim 2010 Cuma

KORKMA.........



Korkuyormusun?
Kendinle baş başa kalmaktan,
O demir parmaklıkları olmayan,kapısında kilidi bulunmayan kendi inşa ettiğin hapishanenden kendini çıkarmaya,
En son ne zaman baş başaydın seninle?
Sadece sen…., düşüncelerin…., duyguların….
Bugüne kadar hiç kimseye söyleyemediğin sırların.
Yalnız senin görebildiklerin, yalnız senin şahit oldukların.
İçinde sakladığın yoksulların, zorbaların, toplum dışına atılmışlıkların.
Suçluluk duyguların, kendine acımaların…
Kaçıp kurtulamadıkların.
Daha ne kadar katlanacaksın kendi mahkemenin verdiği hüküme?
Bu boyun eğmişliğine?
Ne zaman çıkaracaksın başını gömdüğün kumdan?
Yüreğinde çalan yaşama şarkıları çığlık çığlığa çalmaya devam ederken,
Ne kadar seslerini bastırmaya uğraşacaksın?
Hayatının sonuna kadar mükemmellik maskesiyle, etrafına sürekli ışık saçmaya çalışarak mı yaşayacaksın?
Kabul etmelisin ki, sen de bir insansın.
Başkalarında gördüğün her türlü insani özelliği sen de içinde taşırsın.
Sen de herkes gibi, hem bir aziz, hem de bir zorbasın.
İyi olduğunu düşündüklerin kadar, kötü olduklarını düşündüklerin de sensin.
Korkuların olmasa bu kadar cesur olabilirmiydin?
Hiç düşmesen kalkmayı öğrenebilirmiydin?
Cahilliklerin olmasa,bilgiye bu kadar değer verebilirmiydin?
İçinde sakladıkların ve dışarıda yaşadıkların hepsi sensin.
Yarın yeniden güneş doğduğunda ikisini birleştirmeyi dene,
Çık hapishanenden,gözlerini ovuştur,karış sen de hayata.
Göreceksin,mutlu olacaksın,
Mutlu oldukca mutlu edeceksin,

Korkma………

15 Ekim 2010 Cuma

KİMDİR PINAR?????




Bulmacaya benzeyen,
( Kimi zaman sağdan sola bir nota,kimi zaman yukarıdan aşağı eski Mısır’da bir Tanrı),
bağıra bağıra şarkı söyleyip,sessiz sessiz yazılar yazan,
henüz  tanışamadığı aşkların resimlerini çizen,
çıkmaz sokaklarda kendini arayıp kendinin ördüğü duvarlara toslayan,
güzel hayaller kuran,kurduğu  hayaller ile birlikte suya düşüp boğulan,
parayı sevmeyen ama para için çalışan,
doğal bir felaket,
sosyal bir bela,
akıllara zarar,
''kızdımı gözünde şimşekler çakan,
sevdimi içinde ormanlar yanan'',
Kimi zaman bir Anadolu kadını,
Kimi zaman bir sosyete gülü,
Bazen çok asil,
Bazen tam avam,
kimi zaman çok zeki,
kimi zaman süzme salak,
susturucu takılmış bir silah,
saati durdurulmuş bir bomba,
yüreklerde ünlem,
kafalarda soru işareti,
buzdağının görünen yüzü,
hep içine atan kendini içine atacak yer bulamayan,
mutluluğu uzaktan seyredip cebinde küçük umutlar biriktiren,
arkamda kim var diye sağa sola bakmayıp tek başına dimdik yürüyen,
eteğindeki taşları kuyulara atıp 10 akıllı çıkarsın diye bekleyen,
çok konuşan,
çok susan,
çok eğlenceli,
çok sıkıcı,
ama hep düşünen,
anlayana az,anlamayana çok,
kendi kendini yiyen duygusal maymun,

NEV-İ ŞAHSINA MÜNHASIR ZARARSIZ BİR DELİDİR PINAR………..

13 Ekim 2010 Çarşamba

TEKLİF

Çocukken hep hayalini kurduğumuz şey oldu nihayet......
BÜYÜDÜK.
Geldiğimiz yaşın getirdiği kısıtlamalar nedeniyle dilediğimiz kadar yiyemesek te,artık şeker kavanozlarına sandalyesiz erişebilir,istediğimiz kadar abur cubur yiyebiliriz,
Oyuncak arabalar yerine sahicilere biniyoruz,
Evcilik oyunlarımız evliliklere,oyuncak bebekler gerçek çocuklara dönüştü,
Rüyalarımızdaki tek kabusumuz kırmızı başlıklı kızın büyükannesini yiyen kurt değil,
Dizlerimizdeki yaralar,yüreklerimize taşındı,
Koşarken düşünce eskisi gibi kolaylıkla kalkamıyoruz artık,yuvarlanıyoruz.
Sevdiklerimizi kaybettik,kaybettikce kaybedeceğimizden korktuğumuz insanların sayısı arttı,
İstemeden yaptıklarımız,isteyip te yapamadıklarımız,yapıp pişman olduklarımız parçalara böldü bizi,
Yüzlerce kişiliğimiz var artık,kendi kişiliklerimizden türettiğimiz.
Çivisi çıkmış bu dünyada büyümüş olmanın pişmanlığı ile boğuşurken,
Bir teklifim var:
''Dünya,ben senin çivini bulup yerine yerleştireyim,sen de benimle uğraşmaktan vazgeçip beni çocukluğuma geri gönder,
bana yaşattıklarının faturasını da işleme koymadan yırtıp atayım,
Ne dersin?''

7 Ekim 2010 Perşembe

AŞKIN NOKTALA(N)MA HALLERİ



A  Ş  K

Kimileri  için cümle sonuna konulan, öldürmeyen ama sol yanını felç bırakan bir nokta,
Kimileri  içinse yeni bir cümleye başlamak için verilen müsaade,açılan yeni bir parantez,
Her aşk bir hikayedir.
Önsözsüz,hazırlıksız,çalakalem.
Kimi mutlu bir hikaye,
Kimi bölük pörçük,karman çorman.
1 tekil şakıs,3.tekil şahısın gelmesiyle,2.çoğul şahısa dönüşür,
hikayede gizli özneler oluşur,
grameri bozuk paragraflar,devrik cümleler birden düzelip bir hikayeye döner.
Her  hikaye de noktalama işaretlerini doğru yerde kullanmak çok mühimdir aslında,
cümlenin en olmadık yerinde el yordamıyla kondurulan bir virgül,iki nokta üst üste,
veya devam eden bir cümledeki bir soru işareti veya bir nokta,
Bunlar ne yeni bir satır başının müjdecisi ne de anlamlı bir öykünün yardımcısıdır.
Aslında çokta zor değildir bir hikayeyi nerede bitirdiğine bakmadan bitirebilmek,
Ama  noktaları doğru yerde kullandıysanız,
Eğer kullanmadıysanız hikayeyi her okuduğunuzda,
her dinlediğinizde bir urgana atılmış gemici düğümü gibi çarpar dilinize ,
Kanar diliniz, kanar kalbiniz
Ne kadar sürerse sürsün,
ister iki satırlık,isterse sayfalar dolusu olsun
bir sonu olmalıdır hikayelerin,
İster ayakları yerden kesecek kadar mutlu bir son,
İster dipten kum çıkarttıracak kadar mutsuz bir son,
İster sürpriz bir son,
İster bilindik.
Ama mutlaka bir sonu olmalı.
Siz üç nokta  farzedin, ben kocaman bir nokta koyuyorum…
Siz  bildiğiniz şekilde okumaya  devam edin,ben kendi finalimi buldum.
Zaten   sizin bütün saklanışlarınız aslında bana sobe!