25 Mart 2014 Salı

BEN...





Aynı şarkıyı arka arkaya dinleme manyaklığı olan,
sabah suyu yüzüne çarparken suyun bileklerden dirseklerine akmasına sinir olan,
buzdolabını açıp boş boş baktıktan sonra kapayan,
kulağında mp3 ile gezerken klip tadında yürüyen,
ellerini,ayaklarını  bir türlü ısıtamayan,
çift bölmeli çakmakta her iki tarafta gaz seviyesini dengeleme ihtiyacı duyan,
girdiği kapalı bir mekanda ilk önce çıkış kapısının nerede olduğunu arayan, 
masaya oturduğu zaman ilk olarak bacak bacak üstüne attığında ayaklarının kimseyi rahatsız etmeyeceği bir pozisyonu arayan, 
küçükken radyodan kaset dolduran , 
milimetrelik iki eli birden doluyken elektrik düğmesini burnuyla açıp kapayan,
otobüsü kaçırınca gurur yapıp arkasından koşmayan,
yere para düşürürse yanlış anlaşılır diye eğilip akmayan,
eşşek kadar kızların 3 yaşındaki kızlar garip bir çocuk konuşmasıyla şımarıklık yapmalarına sinir olan,
yolda giderken kaldırımdaki karo taşların çizgilerine basmamaya özen gösteren,
bahar yağmurlarında çıplak ayakla sokaklara fırlayıp ıslanmaktan büyük keyif alana,
 sadece gülünmemesi gereken yerde gelen gülme krizinin verdiği haz ve acıyı birçok kez yaşamış olan,
bir türlü insanlara güvenmemesi gerekirken her defasında aynı hataya düşen,
kazanmışlıkları ve kaybettikleriyle güçlenen, 
hayatı sil baştan yaşamayı seçen
'' koca dünyanın bir nedeni de ben olayım'' diyen bir insanım ben...
Bunları neden mi yazdım?
Bilmem....
Adımı bildiğiniz kadar,hikayemi de bilin istedim belki...

18 Mart 2014 Salı

HAYAT, BEN VE 46 .YAŞIM...




Hayat tam orta yerinden kırıldım sana.
Aklım bir yana düştü şimdi, yüreğim diğer yanda,
cebimde küstüklerim.
Kendi gözümün körü kendi sözümün yalancısı gibiyim.
Nakaratı olmayan bir şarkı dilimde.
eksik yazılmış,
eksik bırakılmış.
Kime söylesem anlamıyor.
Ezberinde kalmıyor.

Hayat tam orta yerimden kırıldım sana.
Ne sözünde durabildin bunca zaman,
ne de sözümü geçirebildim o umursamaz tavrına.
İçimde söyleyemediklerim...

Bir dönme dolap gibi kah yukarıda, kah aşağıda geçip gidiyor günlerim.
Üzerimde hep bir neye niyet neye kısmet halleri.
Başı sonu belli olmayan yerlerinden yakalanıyorum ya çoğu zaman sana,
yırtık düşlerimin arasından hep gerçek sızıyor.

Hayat bilirim sağlaman yok senin.
Bakma sen benim ağlayıp sızlanmalarıma.
Alacağım yok hiçbir yürekten.
Ben sevgimi kimseye borç niyetine vermedim.
Ne yaparsam yapayım gözünün önünden ayırma sen beni.
Aklımı yerinde tut,
elinde tut sen.
Ben hep yaptığım gibi, yine yüreğimin sesindeyim,izindeyim...

Bugün bir sayfayı daha çevirdim yüreğimden.
Çevirip te ardımda bıraktım.
46. sayfadayım şimdi.
Yazmaya kalem yeter mi?
görmeye göz, duymaya kulak, yaşamaya yürek değer mi bakalım.
Değecek mi?
Dolup da bitecek mi bu sayfada...
Bitip de çevrilen diğer 45 sayfa gibi...

Hoş geldin 46 yaşım.
Az önce kapıda giderken karşılaştığın 45 yıl ev sahipliğimden pek hoşnut olmadı.
Umarım sen memnun kalırsın.
Buyur, şöyle baş köşeye oturmaz mısın?

16 Mart 2014 Pazar

HALET-i RUHİYE

Halet-i ruhiye mevsim normallerinde seyrediyor,
Dingin,oldukca sessiz,ara sıra sağanak yağışlı,
Donuk güneşli,
Suskunum bu aralar,
Kimse anlamıyor sebebini,
Susmanın acemisiyim oysa,
Aslında susmuyorum ama bir ben biliyorum bunu,
Düşüncenin sessiz çığlıklarına düştüm,
Dilimin felcinde,çalan bütün telefonlara,sunulan bütün sevgilere,benim adıma verilmiş bütün kararlara kepenklerimi kapayıp,
Sadece basit bir hayatı özlüyorum,
Aynı Nazım'ın özlediği gibi,
Ve aynı onun yazdığı gibi,

Basit yaşayacaksın. BASİT

Mesela susayınca su içecek kadar basit...
Dört çıkacak, ikiyi ikiyle çarptığında.
Tek düğmesi olacak elindeki cihazın;
tek bir düğme, tek bir cümle gibi...
Sevince lafı dolandırmadan söylediğin
"seni seviyorum" gibi.
Basit bir öpücük yetecek sana...
Basit, sıcak bir öpücük;
ve o öpücükle dolacak tüm günlerin,tüm düşlerin.
O öpücük için yapacaksın hayatinin kavgasını,
öpücük için yiyeceksin hayatinin dayağını.
Kabak çekirdeği verecek sana
rakamların veremediği mutluluğu.
El yazısıyla yazılmış eğri büğrü bir mektup olacak
en değerli kağıdın -hep yanında taşıdığın, atmaya
kıyamadığın.
İki harekette giyiniverecek,
iki harekette soyunuvereceksin.
Kısacık olacak uyanman,
ve yola çıkman arasında geçen süre;
Kısacık olacak sıcacık kollara dolanman ve
yolculuklara çıkman arasında geçen süre.
Kendin bile anlayabileceksin yazdiklarini;
bakışların bile anlatabilecek kendini.
Beklentilerin de basit olacak:
Kaf Dağı’nın önünde bekleyecek mutluluklar.
Bir ıslıkta bulabileceksin en uzun dostluk romanını;
ya da bir damla gözyaşı yaşatacak sana en ucuz aşk romanını.
Pankreasının sağlığına dua edeceksin
kapatırken gözlerini.
Zafer işareti yapacaksın tuvaletten çıkarken.
Bir kaşarlı tost olacak aradığın
nasıl oturacağını bilemediğin sofrada,
parmakların en kıymetli çatalın.
Yine, ayni parmaklar çözecek en karmaşık denklemleri.
İskender’in kılıcı duracak avukat rehberinin yanında.
Bir filarmoni orkestrası veremeyecek sana
kontrplak bir gitarda doğru basılmış bir "fa diyez"in mutluluğunu.
Makyajı ilk "a" sına kadar bilmen yetecek.
Temizlik kokacak en pahalı parfümün.
"Bilmiyorum" diyebileceksin bilmediğinde ve
Çok normal olacak "onu da" bilemeyisin.
Tek dereden su getirmen yetecek,
bir "istemiyorum" diyebilmeye,
Ne durduğu fark etmeyecek abanin altında.
Saatin, sadece saati gösterecek,
Telefonunu sadece telefon etmek için kullanacaksın,
Küçük bir not defteri olacak "bilgini" en hızlı "sayan".
Basit yasayacaksın, basit.
Sanki yasamın bir gün sona erecekmiş gibi
basit...

İşte beklediğim bu...........

9 Mart 2014 Pazar

AHVAL...








Nasıl mıyım?!..
Arada leyli,sık sık terelelli.
Bazen salıyorum çayıra keçileri;
bir bakmışım hepsi başıma toplanmışlar..
Hüzüne yoldaşlık yapıyorum ara sıra..
Ya da kahkahalarla gülüyorum olura olmaza deli gibi..
İştahım yerinde merak etme..
Epey ayıp örttüm son günlerde..
Bahçede çer çöp bırakmadım..
Bende bırakılanlar hala yerinde..

Öyle derinde,öyle derindeki yaşadıklarımın artıkları;
Yetişmiyor elim kolum..
Belli de olmuyor ki sağım solum?..
biraz vurgun yemiş haldeyim..
Ama şükür..Herşeye rağmen kendimdeyim..

Nasıl mıyım?!.
Sağ yanım,sol yanımı idare edip gidiyor işte..
Sadece kalbim fazlaca serzenişte..
''Bittiler''diyorum anlamıyor,
''Gittiler''diyorum inanmıyor!..
Bu çetrefilli bitişte, akılla yürek bir olmuyor..
Gündüzün telaşına satıyorum da hasreti;..

Şu geceler yok mu...
ve şu kalem..
Uykuya takatim kalmıyor!..
Ama iyi bakıyorum kendime!..
Kendime söz verdiğim gibi dert eklemiyorum derdime..
Üç geri,bir ileri adımlarım..
Merak etmyin sakın..
Elimi hiç bırakmıyor anılarım..

Nasıl mıyım?!..

Öyle işte!...