30 Mart 2012 Cuma

ALIŞMA BANA....













Alışma bana, ne yapacağım belli olmaz.
Bugün varım yarın birden yok olurum.
Dokunma bana, kapanmamış yaralarla doluyum.
Canımı acıtma, bir yara da sen açma!
Sevme beni, yoğun duygularımda kaybolursun tutuşursun.
İsteme beni, yasaklarla boğuşursun, engellerle doluyum.
Çözmeye çalışma sakın, seninle karışır iyice kördüğüm olurum.
Anlama beni, ben kendimi bilirim, ben böyle mutluyum.
Aşkı yaşatmamı isteme asla, ben aşka yıllardır inanmıyorum.
Güveniyorsan kendine, inandır aşkın varlığına.
Sonucunda öyle bir aşk yaşatırım ki
Vazgeçemezsin, tutkun olurum.
Yıkabilirsen duvarlarımı, sakın bırakma beni.
Tüm tutkularım ve gücümün arkasında;
Hala minik bir çocuğum.
Büyütemezsen, kaybolurum.

Rabindranath Tagor

29 Mart 2012 Perşembe

ADAM,KADIN VE MARTILAR...




Adam;acıya tanıdık,kendine yabancı…
Kadın,hafif düşlerle ağır yaşamına odaklı,gitmelere,zincirleri kırmalara sevdalı…
Hayat;çocuğun elindeki uçan balon misali,
Her yöne gidebilir ama hep güzergah iplere bağlı,aynı bir ada vapuru gibi…
Martılar;görünüşte en özgürü anın,ama aslında vapurun sıcak dumanının tutsağı,
Aynı kadının aradığı sıcak sevginin isteği gibi…
Adam’’yorgunum’’diyor.
‘’ama yorgunluğum ilk defa yaşadıklarımdan değil,yaşa(ya)madıklarımdan…’’
Kadın da,vapur dumanının ardına takılan canhıraş martıları göstererek ekliyor…
''ömrüm,birilerinin hiç çaba harcamadan durup manzarayı seyrettiği  yerlere ulaşabilmek için kanat çırpmakla geçti’’
Adam martıları seyretti,uzun uzun susmayı seçti…
Martılar vapurla birlikte olabilmek için kanat çırpmaya devam etmekteydi…

ÖĞRENDİM....





Susmayı öğrendim, çok konuşanlardan..!
Alçak gönüllü olmanın, erdemini tattım çok bilmişlere inat..!
Gerçekten bilenlerin, az konuştuğuna şahit oldum sessizce..!
Her yaşananın, sadece bir deneyim olduğunu kavradım.!
Değmeyenlere, çok anlam yüklemenin ruhuma verdiği zararı keşfettim..!
Kendim olmayı seçtim, başkalarından alınmış parçalardan oluşmayı değil.. !
Kendi hayatlarını yönetemeyenlerin, diğer hayatlara müdahelelerine güldüm sadece..!
Kokuşmuş zihniyetlerin, yalan gülümsemelerin içinde yer almaktansa; 
uzaktan onlara seyirci kalıp, insanlığımı korumayı öğrendim..!
Varlığımı hakedenleri hayatıma dahil etmeyi, haketmeyenlere hoşcakal demeyi;
Bu uzun yolda yalnız ama balım dik yürümeyi öğrendim..!
















-ALINTI-

16 Mart 2012 Cuma

UNUTMA...


Yüreğinde bir ismin imzası var.
Ve sen onu silemezsin, söküp atamazsın,
Ne kadar uğraşsan da seninle beraber büyür içindeki sızı.
İlk önce onu hissedersin başkasına dokunduğunda. .
Unutma! Bir kere sevdin mi uzun uzun yanarsın.
Sitemler öfkeler birikirken içinde, sen azalırsın.
Dilinde küfür elinde kadeh, eksik olmaz.
Günler böyle geçer alışırsın.
Unutma!
Sabahlar artık gecikir.
İster sağa dön ister sola, gözüne uyku değil gidenin hayali gelir.
Kendini şiirlere verirsin.
Elin sigaraya gider her on dakika da bir fena zehirlenirsin.
Unutma!
Bir süre güvenmeyeceksin kimseye, kendine sığınacaksın.
Aşk konuşulduğunda sen susacaksın,
Of' larla ah 'larla başlayacaksın her cümleye.
Çevrende senden başka herkes haksız olacak.
Senin haklılığınsa çaresiz gidecek çöpe.
Unutma!
Bir gün kaldığın yerden başlayacaksın.
Biri seni bulacak. .
Önce korkacaksın eski acılara yakalanmaktan, biraz ürkeceksin.
Ne kadar dirensen de nafile.
İnsansın sonuçta seveceksin.
Eski acılara bakıp da küsme sevdalara, gâvura kızıp da oruç bozulmaz.
Sök at kafandan acaba'ları!
Bir kemik aynı yerden iki defa kırılmaz.
Artık kararmaz gecelerin.
Bir daha yaşlar akmaz gözünden.
Sabahların gecikmez.
Kim bilir ağladığın günlere gülersin.
Bir defa öldün ya zamanında?
Bir daha ölmezsin.................



CAN YÜCEL

10 Mart 2012 Cumartesi

ELEKLE ALTIN ARAYANLAR......



Her şey bir diğeriyle kirleniyor hayatta...
Sevmek ihanetle,
iyilik kötülükle,
doğruluk yalanla,
sevişmek günahla,
masumiyet iftirayla...
Yürek bile bencillikle kirleniyor artık...
Hayatta sadece çamurun içinde elekle altın arayanlar yılmazlar başkalarının söylediklerinden....
Bir tek onlar ne aradıklarından emindirler...
Zengin ya da yoksul nasıl biterse o gün,
günün sonunda,yağacak yağmurla temizleneceklerini bilirler...
Ben de ne aradığımı bildiğim için bu hayatta,zaman zaman çamura girmekten gocunmuyorum,
ne  kaybetmekte korkum var,ne kazanmaktan ürküyorum...
sabah oldu,eleğimle tekrar çamura dalıyorum,
Nasıl olsa aranılan bulunacak,
Ve  yağmur gelecek......

8 Mart 2012 Perşembe

BEN BÖYLE İYİYİM.....



SUSKUN SANIYORLAR BENİ; değilim.
Anlaşılmadığım ve anlamadığım bir dünyada kelimelere küsüm sadece.
YALNIZ SANIYORLAR BENİ; değilim,
kimsenin kalabalığı olmadım ve kimseyide kalabalık edemem bundan sonra dünyamda, bu da benim tercihim.
AŞIK SANIYORLAR BENİ; değilim,
Sadece ara ara sırtımda bir el,yaslanabileceğim bir omuz arıyorum.
 KAHRAMAN SANIYORLAR BENİ; değilim,
Sadece hayata karşı, hayatın silahlarıyla kendimi koruyorum.
GÜVENSİZ SANIYORLAR BENİ; değilim.
 Sadece kendi içimde kendime göre bir dengem var, ve bir daha kırılırsam toparlanamama endişesi taşıyor yüreğim.
Bu yüzden şimdilik sadece kendime  güveniyorum.
Benim anlamakta zorlandığım bir dünyada, beni anlamalarını  zaten beklemiyorum...
BEN BÖYLE İYİYİM...!

5 Mart 2012 Pazartesi

MESELA DİYORUM.......


Mesela diyorum;
bu gece bir delilik yapsam..!
Bıraksam mutfakta biriken bulaşıkları,
sabah erkenden kalkıp işe gitmeleri,
çeksem arkamdan kapıyı,
kadın başıma gitsem bir meyhaneye dağıtsam..!
fonda bir masa,
arkada Sezen'in şarkıları çalsa;
Ben ağlasam...
Şişenin dibine dibine vursam..!
o da şişede durduğu gibi durmasa,
ne istiyorsa  onu yapsa.
Mesela diyorum;
sokaklardan bütün  erkekleri kovsam,
Bu gecelik evlerinde otursalar..
Korkmadan dolaşsam bütün şehri,
kimse dokunmasa bana, 
mesela bir sandalda sabahlasam...!
Alabildiğince kadın, alabildiğince özgür olsam.
Küfür etsem ağız dolusu, utanmasam;
Şehre isyanımı haykırsam.
Kim bilir kaç kere satılmıştır, bu dünyanın anası,...!
Mesela diyorum; bu gecede ben  babasını satsam..!
Mesela diyorum........

3 Mart 2012 Cumartesi

OF BE HAYAT....


Of be hayat sözüm sanadır,
yeter artık mızıkçılık yapma.
Hep ben yumuyorum,sen saklanıyorsun.
Ben düşe kalka seni ararken,sen beni hep gafil avlıyorsun.
Seni ararken,yaşım büyüdükçe ufalıyorum sanki.
Şimdi iyice ufalsam,sana eskisi gibi,boyumun yetmediği balkon demirlerinin ardından baksam,
benimle yine umut  dolu oyunlar oynarmısın?

Of be hayat sözüm sanadır.
Düşündüğüm gibi değilmişsin.
Bana hep neye niyet,neye kısmet halleri bıraktın
Şımarıkmışsın,mızıkçıymışsın,her çocuk kadar acımasızmışsın….
Alnımda yüzüme çarpan salıncağın izi,
yüreğimde senin çarpıp kaçtıklarının kapanmaz yarası,
öylece kalakalmışım boş bir çocuk parkının ortasında
ben büyüdükçe mi boşaldı çocukluk parkları,yoksa sen mızıkçılık yaptıkca mı?
Vazgeçtim ben oynamıyorum desem,
al misketlerini,ver bebeklerimi desem,kızıp küsermisin bana?

Of be hayat sözüm sanadır,
Gözlerimi pembe yalanlarla bağlamışlar,
kendimi kandırıyorum olmadık oyunlarda,el yordamı gözümü kapayanları arıyorum..
Sen bir okulmuşsun,öyle diyorlar,bırakmışsın beni sınıfta çoktan,
Ben se çocukluğumun derdine düşmüş,büyümüyorum inatla 40 küsurluk yaşıma rağmen.,
Hala sokak aralarında oyunlar peşindeyim.
Üstüme gelmesen,çalışmadığım yerlerden sormasan,
bozmasan iki kuruşluk keyfimi,olmadık zamanlarda,
dirsek temasını kesmeden yaşayıp gitsem ben de
Olmazmı?