27 Kasım 2011 Pazar

BİRİNİN KADINI OLMAK......













Başka hiç kimse tarafından dokunulmamak, konuşulmamak, bakılmamak hatta!
Biraz korunmak, biraz şımarmak...
Bir kaç çeşit yemek yapmak, İstiklal caddesinde sıkı sıkı elini tutmak, belki film izlemek ama mutlaka çekirdek çitlemek, bir yerlerde çay içmek,
Pazar sabahı kahvaltısı etmek uzun uzun, sahilde yürüyüş yapmak gibi küçük ama zor heveslerim var!
Neden mi?
Herkesin eli tutulmaz,
herkesle film seyredilmez,
herkesle çekirdek çitlenmez,
herkesin kadını olunmaz da o yüzden!
İçinden gelmeli...
Hücrelerine kadar hissetmeli, dna"larına kadar bilmeli insan!
Düşünerek emin olunmaz, bir anda ya olunur ya olunmaz.
Bir de şu yakın geçmiş duvarları olmasa, kafa da hiç karışmaz ya, olsun!
Oysa bazen tek bir söze ya da bir bakışa yıkılır bütün duvarlar...
Kek yapmayı da öğrenmek lazım aslında bir ara!
Sabahları uyandığımda "günaydın sevgilim"mesajları görmek istiyorum telefonumda.
Gün içinde özlediğim birisi olsun istiyorum.
Özlemek istiyorum birini.
Çok özlersem dayanamayıp gidip sarılmak istiyorum.
Dayanamamak istiyorum!
Çalışırken, düşünmek istiyorum sonra onu!
Aklımda olduğu için gülümsemek istiyorum ara ara...
Gülümsediğim için daha çok çalışmak...
Birini sevmek istiyorum; hiç kimseyi sevmediğim gibi, biri sevsin istiyorum beni, hiç sevilmediğim gibi...
Biri o kadar çok sevsin ki beni, hatalarımı da sevsin istiyorum!
O kadar çok sevsin ki; hata yapmaktan ödüm kopsun!
Kıskansın istiyorum biri beni! Sorsun istiyorum "neredesin" diye, "Hımm kim aradı bakayım"diye!
Ben sormam ama, korkmasın. O sorsun!
"Biliyor musun ne oldu?"ile başlayan heyecanlı cümlelerimin sonuna kadar tahammül etsin istiyorum biri bana.
Mutlaka ipe sapa gelmez bir şey olmuştur ama dinlesin sonuna kadar.
Ya bir yavru kedi macerası ya da işte ona benzer bir şeyler olmuştur.
Ben de her seferinde sanki bahçeyi kazmışımda hazine bulmuşum gibi heyecanla ve öneminin üzerine basa basa anlatırım ya, dinlesin işte. "Ya, evet, çok mühim bir şeyler olmuş" falan desin bir de sonunda...
Şimdi ben istesem İstiklal caddesinde birinin elini tutup gezemem mi?
İstesem benimle birlikte çekirdek çitleyip aynı anda film seyretmeyi de başarabilecek birini bulamam mı bi arasam?
Şimdi ben yalnız olmak istemesem, yalnız olur ve bunları da yazıyor olurmuydum?
Hiç sanmam!
Birinin elini tutmakla, birinin elini, sıkı sıkı tutmak arasında çok fark var!
Ya tutarsın ya da tutmazsın ya da, tutmuş gibi yaparsın işte.
Ben yapmam!
Bunu zaten bilirsin.
Kimin elini tutacağını yani.
Deneyerek bulmazsın.
Sadece bilirsin.
Bilmek!
Açıklaması yok.
Ve ben elini sıkı sıkı tutmayacağımı bildiğim hiç kimseyle İstiklal caddesine gitmeyeceğim!
Heyecanla ve özene bezene olmadıktan sonra kimseye yemek yapmayacağım!
Repliklerin bir anlamı yoksa, kimseyle film seyretmeyeceğim.
Zaten çekirdeği unutsun bile, asla olmaz!

Birinin kadını olmak istiyor canım; biraz korunmak, biraz şımarmak...

Çekirdek mutlaka olsun!









Yasemin PULAT

23 Kasım 2011 Çarşamba

YOK SAYDIM.....





İçimde yerini sevmeyen bir çiçeğin huzursuzluğu ile otururken bu akşam,gözüm saate takıldı,
Hayat bir yelkovan telaşında elimden hızla kaçarken,
oturdum tek başıma,
başladığım yere geri dönüp her şeyi başa sardım.
Tekrar inceleyip bütün yaşadıklarımı,
(hayal kırıklıklarımı,
severken kaybettiklerimi,
İhanetleri,
Mutsuzlukları,
Ölümleri,
Gözyaşlarımı,
Başkaları için yaşamalarımı,
Bütün gereksiz fedakarlıklarımı,
‘’Aptal aşıklık’’larımı,
uçurum diplerimi,
terk edilişlerimi)
tek tek ayıkladım  yaşananlardan.
Toplayıp hepsini  bir araya,tavan arasındaki eski sandığa kaldırıp,anahtarını da okyanuslara attım.
Yok sayılmamak için belki,
üzülmemek için daha fazla,
Ben her şeyi yok saydım…………
Yemeğe kıyamadığım,zor zamanlar için sakladığım 
bayram şekeri tadındaki yaşam sevincimden cebime dökülen  kırıntılarla,
Ağzımı tatlandırmaya karar verdim…..
Yok sayılmamak için artık daha fazla,
ben her şeyi yok saydım.......

21 Kasım 2011 Pazartesi

NÜFUS SAYIMI......



''Bu dünya üzerinde şu an itibariyle tam;6.872.504.571 insan var!
Kimi korku içinde kaçıyor,
kimi günü kurtarmak için yalan söylüyor.
kimi şu anda hayatını mahvedecek bir suç işliyor,
Diğerleri gerçeklerle tam şu anda yüzleşiyor.
Bazıları kötü insanlar, iyiyle savaşıyorlar.
Bazılarıysa iyi, kötüye karşı mücadele veriyorlar.
Dünyada yaşayan 6 milyar insan...
6 milyar beden....
6 milyar ruh.....
6 milyar değişik düşünce tarzı.....
Ve bazen...
Tek ihtiyacımız olan içlerinden sadece biridir,
ve yanınızda değildir.
Bu durumda da geri kalan 6.872.504.570 insanın hiç bir önemi yoktur.........

20 Kasım 2011 Pazar

ESKİ FOTOĞRAF ALBÜMLERİ.....





Al eline eski fotoğraf albümlerini,
Bu sefer farklı bir bilinçle bak fotoğraflara….
Herkesin  albümünde birlikte poz verdiği,
çok sevdiği/sevmediği,yakınen tanıdığı/tanımadığı,
hala hayatında olan veya artık hiç görüşmediği,
çoktan diğer aleme gitmiş veya hala yanında yaşayan bir sürü insanla çekilmiş fotoğrafları vardır.
Peki hiç düşündün mü,senin  de böyle kaç kişide fotoğrafın var?
Kaç kişinin hayatında iyi,kötü,kısa,uzun rollerde bulundun?
Hangi zamanlarda onlarla birlikteydin?
Tam da hayallerinin gerçekleştiği anlarda mı?
Yoksa
derin kuyulara düşmek üzereyken,son bir hamleyle elini sana uzattığında mı?
Kaç yaraya merhem oldun,kaç yara açtın?
Senin yanında  objektiflere gülümseyen o yüzlerden kaçı,
Hala gülümseyebiliyor hayata sen yanlarındayken?
Senin kaderinde o fotoğrafın içinde bulunmak mı vardı
Yoksa
‘’geçerken mi uğramıştın?’’
Bir daha fotoğraf albümüne bakarken bunları düşün……
Belki bir insanın hayatının çok önemli bir parçası oldun
Ama
Bunu hiç  bir zaman bilemeyeceksin………

EĞER HAYATTAN TORPİLLİYSEN.........



Hayat bu,
Ufacık bir şey iyi veya kötü yönde hayatınızı değiştirebilir.
Sıradanlığın içinde beklenmedik bir olay,
Zamansızca çalan bir telefon ,
aniden kapınıza gelen bir misafir,
yolda karşılaşılan eski bir tanıdık,
beklenmedik bir ölüm,
bir kaza,
bir uçağa yetişememe mesela,bir sonraki uçuşa kalma,
kaldırımdan inerken ayağın burkulması,
hızla işe doğru koştururken bir çarpışma,
cadde ortasındaki bir su birikintisine basma,
Ya da ne bileyim arabayla giderken trafik sıkışık diye kestirme bir yola sapma.
O kadar basittir ki bunlar ve o kadar düşünmeden yaparsın ki,
bu yaptıklarınla hayatının yazgısını tekrar yazabileceğini düşünmezsin.
Sonra bir gün biran durup nefeslendiğinde ve dönüp arkana baktığında
hep doğru adımlar attığına,yanlış telefonu açmadığına,yanlış kestirme yola girmediğine inanmak istersin,
yaptığın hataları düzeltmek için hala yeterli zamanın olduğuna inanmak istersin,
umut istersin.
''Umut kötülüklerin en kötüsüdür,çünkü işkenceyi uzatır'' der Nietzche,
ama sen her işkenceye dayanıp,
nafile olduğunu bile bile hayatın yüzünü tırmalamak istersin.
Çok kolaydır bazen yakalayabilmek umudu minicik şeylerde,
bir bebeğin gülüşünde,içten bir sarılışta,bir şarkı sözünde veya sana sevgi dolu bakan iki gözde.
Ama şanslıysan hem de çok şanslıysan,
ve hayattan torpilliysen,
sevmişsindir....
ve sevdiğin kişi de seni sevmeye karar vermiştir.
İşte o zaman gerçekten umut vardır.........

18 Kasım 2011 Cuma

ESTETİK..........




Memnun değilim kendimden yine,
Estetik yaptırmak istiyorum,
İlk olarak aklımın bir bölümünü aldırayım diyorum,
Böyle karşımda bir erkek konuşurken gözlerimi kocaman kocaman açıp,
Hayranlıkla onu dinleyen,her şeye şaşıran, fıkır fıkır,
Ayak tırnağından saç telinin ucuna kadar işveli ve seksi bir kadın olayım,
O anlatsın ben ağzım açık dinleyeyim,her şeye hep şaşırayım,
Varsın aklım çok çalışmasın ama ben en sonunda bir erkekle mutluluğu yakalayayım….
Kişilikten bol miktarda  kırpmak lazım.
Yatayım bir ameliyat masasına,kırpsınlar beni,
Tez canlılığımı,aceleciliğimin tamamını  alsınlar mesela,
yerine rahatlık,umursamazlık iyi gider.
Haksızlığa dayanamayışımın bir bölümünü tıbbi atıklar bölümüne göndersinler,
Ondan boşalan yere duygusuzluk protezi koysunlar.
Hassasiyetimin en az 4/3’ünü almalılar,yerine ‘’hayır’’ diyebilme protezi konmalı.
Liposuction yöntemiyle ‘’ince düşünmeyi’’ ve ‘’ayrıntıya takılmayı’’ da aldırmalıyım.
Konuşma yeteneğimi ‘’laf geçirebilme’’ ile değiştirmeleri lazım.
‘’İşini fazla ciddiye alıp hayattan soyutlanma’’ kısmını tamamen silip
‘’Biraz da saman altı su yürütme’’ ile ‘’sağ gösterip sol vurma’’  plantasyonu lazım.
Nekahat devresinin sonunda duralım,duruma bakalım,
Uymaz sa biraz da ‘’ar’’ dan aldırır, yerine’’yüzsüzlük’’ koyarız,
''Dürüstlük'' ''apandisit'' gibi yük aslında,onu da aldırıp yerine''üçkağıtcılık'' enjekte ettirebilirim.
‘’Başkalarını mutlu etmek uğruna kendini mutsuz etmek kısmını’’ da  halledebilirsek
Olay tamamdır.
Sonra gelsin mutlu hayat........

15 Kasım 2011 Salı

TEMİZLİK GÜNÜ.......






Saçma sapan yaşıyorum şu sıra,
Boşa atılan ağ,
Üzümsüz bir bağ
Kendi lavında eriyen dağ,
Zamanı boşa geçen bir çağ,
Ve en fazla bir ölü kadar sağ,en az bir ceset kadar ölüyüm.
Hayat acımasızca incitince beni,dublör kullanamıyorum son zamanlarda.
Yarın silkelenip kendine gelme günü,
Bu gün de onun dünü…..
Kalp denilen şeyin de bir hacmi var,bütün her şeyi biriktiremem ki içimde.
Korumamak lazım bütün geçmişi,dünü,bugünü,
İstiflenmez ki her şey üst üste,
Ölüyle canlı aynı yere konmaz ki,
Kalbin de bir kapasitesi var,
Kendine göre yetenekleri,kendine has nedenleri,
Hatırlama nöbetleri,unutma zamanları…..
Kalanlar kalsın,unutulacaklar unutulsun.
Yarın temizlik günü,
Silkelenip kendine gelme günü,
Bu gün de onun dünü……….. 

11 Kasım 2011 Cuma

YÜZLEŞME.....





En sıkılgan sonsuz vaatleri,
en uzun kısa cümleleri,
en verildikce daha çok karşılık isteyen sözleri,
en vurgun saatleri,
en kelimesiz konuşulmuş anları sonsuzluk gibi dinlediğim oldu......
Sıkıldığım da oldu tutulmayacağını bildiğim vaatler kısmında.
Aniden büyüyerek inanmayı kesip,
aniden çocuklaşarak her şeye inandığım da oldu.
Kendimi inanmaya zorladığım hikayeler,isteyerek daldığım rüyalar,
Ve o rüyalardan kendimi uyandırabilmek adına verdiğim onca mücadele....
Hayatında yaptıklarından dolayı bazen kaybedip deneyim kazanmayı,
yapamadıkların için hayıflanmaya tercih etmek gerekir.
Nasıl olsa ikisinden birinde sonuçta pişman olacaksın.
Ben ilkini seçtim.......
Daha önce de söylemiştim ya ,
''Şimdiye kadar hayatıma,benim ona verdiğim değeri geri aldığımda çıplak kalmayan tek bir insan girmedi,oysa ben hep giyinik olduğum için utandım'' diye,
Bu saatten sonra ''herkes için her şey olmaktan yoruldum'' demeye hakkım var mı bilmiyorum ama,
Sanırım hala giyinik birini bulabileceğime dair umutlanmaya hakkım var..........