29 Ağustos 2010 Pazar

TAŞINIYORUZ.........

Bazen,Tanrı'nın ufacık bir fiske atası gelir hayatına..........
Tam da her şey senin istediğin gibi giderken,bir şey kopar senden,
Sert bir rüzgar eser ''Biri mi gitti ?''dersin
Yakalayıp düğümlemeye çalışırsın kopanını,düğüm ele takılır,
Bir günde değişir ömrün,planların,
Sabah yataktan kalktığında ömür senin ömrün değildir,
Sesinin tonu değişir,yüzünün rengi,
Yediğin yemeğin tadı,uykuların,
Rüyaların,
Aynada tek parça görünen bedenin içinde lime limedir,
Önünde bir ölüm dolusu izmarit,oturursun öylece
Vakit gelmiştir artık,kendinden  taşınma zamanıdır,güzergahın  değişiktir......
Valizlerce dolu anı ile taşınırsın kendi sessizliğine,
Elin varmaya varmaya boşaltırsın mutluluk dolaplarını,
Valizleri kapı önüne yığıp,son bir sigara için oturursun eski koltuğuna
Alışıksındır duruma,daha önce de olmuştur,
Korkmazsın o yüzden,
Zaten korkmayı bırakalı da çok olmuştur,
İnşaat zamanı gelmiştir,
Birer birer tekrar örmeye başlarsın indirdiğin kale duvarlarını,bir tuğla bir tuğla daha.....
Sessizce beklersin yeni bir mutluluğa taşınma zamanını,
Buraya da fazla yerleşemezsin zaten
Sonuçta sen hep kiracısındır,hayat ev sahibi.......

21 Ağustos 2010 Cumartesi

TESLİMİYET

Hayaller renkli,metabolizma yenidir ilk başlarda,
Yaşanacak çok farklı heyecan,değiştirilecek koca bir dünya vardır önünde başkalarının şimdiye kadar deneyip değiştiremediği,
Onlar beceriksizse sana ne,sen yapabilirsin,
Güçlüsün çünkü,
her şeye muktedirsin,
Ukalasındır da,
Genelde özür dilemek,boyun eğmek bir borç gibidir hem de en zor ödenen hali
Sen doğrusundur hep,
Her soruya verilecek bir cevabın,her cevaba kafa tutulacak bir sorun vardır,
Sonra yeldeğirmenleriyle savaş başlar,
Kıyıya vuran denizyıldızlarını tekrar denize atıp onları kurtarma çabası,
Borçlu başkaları olsa da kalbe gelen hacizlere karşı direnme günleri,
Sonra sevdiklerinin hayatından yok olması,
Her şeye neden ürettirsin ama bir gün fabrikaların iflas eder.
Ve anlarsın,
Sen de hiçbir şeyi değiştiremeyenlerdensin,
Büyürsün,
Farklılığının makyajı akar,herkesleşirsin
Çocukluğunu naftalinle gizleyip,
Hatıralarının rengini siyah beyaz’a çevirip ,sinemaskop filmler çekersin,
Artık her geçen dakika metabolizmanı çökerten bir olgudur.
Özümsersin,
Olan olmuş,olacaklar da olacaktır,
Olmuş ve olacak asla değişmez,
Teslim olursun,
Artık hayat kızgın boğa sen kırmızı pelerin..

18 Ağustos 2010 Çarşamba

MASUMİYET

Hepimizin peşinde koştuğu tek şey var,
Ufacık bir masumiyet izi,
Yaşadıklarımız ve yaşayacaklarımız kirletirken üstümüzü başımızı,
Sol omuzumuzdaki bize durmadan fısıldarken,
birbirimizde kötü enerjileri bırakıp kendimizi topraklıyoruz,
Sevişirken yüzleri olmayan bedenlerle,duydukları hazlar içimizi acıtıyor,
Masum olmayan eski ilişkiler,yeni yaşanacak olanları da öldürüyor,
Ve farkında bile olmadığımız masum insanlar seviyor bizi içten içe,
Bir otobüs durağında bir kavşakta karşılaştığımız,
Ama biz bütün masumiyetleri yetinmezler için harcıyoruz.......
Sonunda bize düşen ,
Burnumuza kadar batmışken,
günahlarımız kadar masumiyetlerimizi aynı güçte hatırlatacak bir hafıza bağışlaması için
Tanrı'ya yalvarmak oluyor.....

15 Ağustos 2010 Pazar

ÇOK ZOR.......

Çok zor......
Bazen,
..........mış gibi yapmak,
.........mezden gelmek,
avaz avaz susmak,
kendi uçurumlarının kenarından manzarayı seyretmek,
vazgeçmemek,
gülümsemek,
sevmemek,
sevmek,
yok saymak,
kendi gölgene basmamak,
cehennem ateşlerine odun biriktirecek,
sol omuzunun fısıldadığı günahları işlememek,
gelmeyeceği beklemek,
gelecek olandan kaçınmak,
iyi insan olabilmek,
beklentileri küçültmek,
ömürden çalmamak,
sevgide kazanmak,
mucizelere inanmak,
kendini kendinden arındırabilmek,
duymamak,görmemek,konuşmamak,
ve böylesine sıcak bir pazar gününde
herkesi mutlu edebilecek,
mutluluk  kelebeği yazılar yazmak
Gerçekten çok zor...........

5 Ağustos 2010 Perşembe

GEÇ............




Hep geç kalınmış hayatlarla dolu nefes aldığımız dünya….
Geç kalınmış aşklarla…..
Ben de yollarda oyalanıp gecikenlerden biriyim kendime yada ne olduğunu bilmediğim bir şeylere.
Her şeyi olduğu yerde bırakıp sil baştan bir hayat yaratabilir miyiz kendimize?
Nasıl geriye alınır bilmeden harcananlar?
Halini beğenmedin diye,yeni bir ruh biçilebilir mi zorla sığdırıldığın bedenine?
Yarım kalmış aşkların kahramanlarının yolları kesişirmiş bir gün bir yerde,öyle derler….
Peki doğru zaman o zaman mıdır bir araya gelmek için?
Geçen zaman içinde kaybedilen saflıkları,güzellikleri nereden elde edebiliriz tekrar?
Kırpıp kırpıp yapıştırdığımız aşklarımızdan mı oluştururuz yeni sevgileri?
Kırılan duygularımızı yeni insanlar mı tamir eder?
Yeni aşklar sadece karşılıklı tamirattan mı ibarettir?
Ya unutamadıklarımız?
Onlar bizi hatırlıyorlar mıdır yağmur yağarken,rüzgar eserken,mevsimler değişirken?
Eğer hatırlıyorlarsa ne faydası vardır kum saati ters çevrilmişken?
Ellerimiz kimlerin elini tutmayı bekler yalnızlıktan diz çökmüşken?
Kimin omzuna başımızı yaslamak isteriz ağlamak için?
Tuttuğumuz eller,yaslandığımız omuzlar mı doğrudur?
Yoksa tutmak istediğimiz eller,yaslandığımız omuzlar mı?
Biz durduğumuz yerde vaktinde gelmediğini düşündüğümüz geç kalmış treni beklerken,
Aslında trenin çoktan kaçmış olduğunun bilincindeyizdir içten içe
Ama yine de beklemeye devam ederiz küçük bir umut ışığı uğruna……