22 Ekim 2011 Cumartesi

RESMİ BELGE.....





Yetkili merci dikkatine.......

İş Bu belge ile resmi olarak yetişkinlikten istifa ettiğimi bildiririm.
Tekrar 8 yaşın tüm sorumluluklarını kabul etmeye hazırım.
Yağmur sonrası çamurlu sularda tahta parçası yüzdürmek, kayalarda yürümek istiyorum.
Çikolatanın paradan daha iyi olduğunu çünkü daha tatlı ve yenilebilir olduğunu düşünmek istiyorum.
Sıcak bir yaz gününde bir meşe ağacının gölgesinde oturup arkadaşlarımla limonata satmak istiyorum.
Hayatın daha basit olduğu zamana dönmek istiyorum.
Bütün bildiğiimin, renkler, çarpım tablosu ve ninniler olmasını,.....
ne bilmediğimi bilmemeyi ve umurumda olmamasını,
Bildiğim tek şeyin mutlu olmak olmasını, beni üzecek veya kızdıracak şeylerden tamamen bihaber olmayı istiyorum,
Dünyanın adil olduğunu, herkesin iyi ve dürüst olduğunu düşünmek istiyorum.
Her şeyin mümkün olduğuna inanmak istiyorum.
Yaşamın karmaşıklığını unutup, yeniden küçük şeylerden fazlasıyla heyecanlanmak, zevk almak istiyorum.
Tekrar basit yaşamak istiyorum.
Günümün, bilgisayar arızaları, kağıt yığınları, üzücü haberler, bankada para olmadan ay sonunu getirme kaygıları, doktor faturaları, dedikodu, hastalık ve sevdiklerin kaybedilmesinden ibaret olmasını istemiyorum.
Aşkın varlığını (daha doğrusu yalan olduğunu) bilmek dahi istemiyorum.
Gülümseme, kucaklaşma, tatlı bir söz, doğruluk, adalet, barış, rüyalar, hayaller ve kardan adam yapmanın gücüne inanmak istiyorum.
İşte, dosyalarım,bilgisayarım, kredi kartlarımın ekstreleri,gelir belgelerim.
Resmi olarak yetişkinlikten istifa ediyorum.

Gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.........

11 Ekim 2011 Salı

KİR...........



Bir masal yaşadım yıllar önce .....
Okuduğumdan büyük,kendimden büyük,hayattan bile büyük bir masal.....
Hep öyle sandım.....
Çünkü her dakikasında kendim bile kendime masal anlattım hayatta dik durabilmek uğruna,
Güçlü olabilmek uğruna,
Hikayesi bir aşkın kenarından geçiyor diye en ağır kirleri taşımaktan yorulmadım.
Ara ara gerçeğe uyandığımda,masalın kaybolma ihtimalini düşündükce,
Olmayacak olana en olmayacak yerinden sarıldım.
Önce tozlandım,sonra kirlendim,sonunda da kırıldım.
Zaman geçti sonra....
Aynaya baktım bir gün,
Baktıkca hatırladım,hatırladıkca içerledim.......
Masal bittiğinde evinin yolunu arayan herkes gibi yağmuru bekledim......
Sokağın ortasında dikilip duran,inatla yağmuru bekleyen kirli bir çocuğu kimse görmedi.
Ben hep sustum ve saatimi gecenin en ıssız yerine kurdum.....
Herkesten uzak bir yerde,parmaklarımın arasındaki kurşun kalemle;
kirlenmiş bir masaldan temiz çıkabilmek için hayatın karşısına,
aşka arkasını dönmüş bir çocuğun masalını yazmaya başladım sıfırdan........

EMRE KALCI

8 Ekim 2011 Cumartesi

YARIN KİMSELERİN BEKLEMEDİĞİ BİR ŞEY YAP.......






Hep kendin olmaktı derdin,
Hep bunun için mücadele ettin,
Kimi zaman küçümsendin,
Kimi zaman deli dediler sana,
Kimi zaman sadece farklı.
Evet farklıydın,hatta engelliydin,
Uyumu tekerlekli sandalyede,fikirleri koltuk değneğine mahkum……..
Hep kendine yakın,başkalarına uzak yaşadın aslında.
Kimi zaman kendini çok yalnız hissettin,seni senden başka kimsenin anlamadığını düşündün,
Hatta kızdın kendine kimi kez,yolunu kaybettiğini sandın.
Üzüldün içinde yapay duygular,sahte vaatler,klişeleşmiş duygular barındıramıyorsun diye.
Böyle zamanlarda,hayatın karışık yün çilesine döndüğü anlarda hep iki seçenek var elinde;
Ya sıradan olacaksın,
Ya da tutup karışık yumağın içinden sarkan bir ip parçasını,
Sabırla açacaksın bütün düğümleri.
Yarın kimselerin beklemediği bir şey yapabilirsin,değiştirebilirsin bir anda her şeyi.
Bırak elmalarla armutlar ayrı sepetlerde dursun…..
Çünkü ne yaşarsan yaşa yanından akan bir yol var,
Ne yaşarsan yaşa asla kendini taklit etme,
Ve ne yaşarsan yaşa başkaları için kendi hayatını feda etme,
Bu hayatın kurallarına göre yaşasan da,bu hayata göre sevsen de sen başka bir yola aitsin.
Haydi yarın kimselerin beklemediği bir şey yap ve yaptığınla  çöz hayatının karışık yumağını……….

2 Ekim 2011 Pazar

BU DEVİRDE KADIN OLMAK..........







Bu devirde kadın olmak, yarı hamile olmak gibi bir şey.
Diyor ‘Can Dündar’:
Aynı anda hem hamile olmak, hem olmamak gibi yani...
Doğuramamak gibi,tıkanıp kalmak gibi,
Hem erkeklerle aynı okullarda eşit şartlarda okumak, hatta daha iyi olmak,
Hem de işe girebilmek için patronlara 30'una kadar evlenmeme, çocuk yapmama sözü vermek.
Her sabah çocuklarının anası, sevdiğinin kadını olarak uyanmak.
Tüm dişi içgüdülerinle aynada hoş birini görene kadar çabalamak.
Ve ardından ekmeğin peşine düşmek.
Erkek gibi çalışmak.
İşinde mantıklı ,dışarıda duygusal olmak.
İşinde atik, yırtıcı, tuttuğunu koparan,
Evinde narin, hassas, şefkatli olmak.
Güzellik bir yere kadar deyip, o bir yere bir türlü varamamak.
Hiç bitmeyen güzel, bakımlı, ince, genç kalabilme çabaları vermek.
Kozmetiklere, estetik müdahalelere servet yatırmak.
Nice okullar,üniversiteler okumak Masterlar, doktoralar yapmak.
Ama hayatın anlamını ille de bir erkekte bulmak.
Erkeksiz yaşamayı seçenler için hep bir yanı eksik olmak,hayata karşı daha da fazla bilenmek,o içgüdüsel zerafetten ödün vermek mecburen.
Onu anlayabilecek bir erkek uğruna bütün her şeyden vazgeçebilecek olmak ama bunu kimseye anlatamamak….
Ya da hem saygıdeğer eş, muhteşem ev sahibi, başarılı iş kadını olmak...
Hem kariyer hem çocuk yapmak,
Çok ciddi toplantılar, büyük pazarlıklar yapmak.
Bunları yaparken giydiğin ciddi pantolon takımların altına , seksi jartiyer giymeyi unutmamak.
Ah senin bir bakışın icin ne taklalar atan karşındaki ciddi adamların, senin namusunu korumak için seferber olup kurallar koymasına gülmek.
Bu devirde kadın olmak....
Ardı ardına değişimler geçirmek.
Bitmek tükenmek bilmeyen şizofreniler yaşamak.
Bu devirde kadın olmak,
Can Dündar demiş ya...
Yarı hamile olmak gibi birşey.
Aynı anda hem hamile olmak, hem olmamak,
Doğuramamak gibi,tıkanıp kalmak gibi..........

1 Ekim 2011 Cumartesi

ŞİMDİ SEN UYUYORSUN........





Sen şimdi karşımda yorgunluktan bitap düşmüş halde,
oturduğun yerde kafan arkana yaslanmış uyuyorsun.
Soluk alış verişlerini duyuyorum.
Ara ara kafandan geçenler seni rahatsız ediyor olmalı,omuzların seğiriyor.
O kadar rahatsız bir uyku ki bu,sanki birazdan uyanacak ve içinde bulunduğun yaşamdan koşa koşa çıkacak gibisin.
Kim bilir neler görüyorsun uyur uyanık uykularında.
Odanın gittikçe soğuyan havası üşütmeye başlamıştır omuzlarını,bir battaniye örtüyorum üzerine.
Sen şimdi uyuyorsun, dağılmış ve başın arkaya düşmüş.
Öylesine korunmasız,öylesine masum,öylesine sevimli.
Bense sen hayatıma girdiğinden beri,yanımda olduğunu bilerek,hissederek sıcacık uyuyorum.
Yarın günün yeniden doğacağına, vakti gelince bahçedeki erik ağacının yeniden dal dal yeşil yeşil bahara duracağına olan inancı tüketmeden...
Aydınlığım kadar karanlığımı, doğrularım kadar yanlışlarımı da göstermekten çekinmeyen bir elin varlığını sırtımda hissederek,
Sesler kadar sessizliğe de ışıkla bakarak,
Başka bir şeye bürünmeye, gitmeye, yapay gülücüklere ve rollere gerek görmeyerek,
Birine güvenerek…..
Sayende anladım bir çok şeyden daha önemliymiş gerçekten  paylaşabilmek,
Riyakar duygulardan daha önemliymiş gerçek olan,
Ve varmış hayatın bir kaldırma kuvveti iki kişi birlik olunca,
İki cambaz bir ipte oynayabilir,iki inatcı keçi köprüleri beraber aşabilirmiş.
Yaşama gülümseyebilmeyi öğreniyorum………


NOT=Yazımda'' Kanatlarım''dan alıntı vardır.