25 Mayıs 2011 Çarşamba

CEVABINI BİLMEDİĞİM SORULAR........



Kurduğu hayaller yıkılınca,
Durdukca durur mu insan?
Bir kere duraksadı mı,her şey birden mi donar hayatta?
Duygu durur mu,gözyaşı yanakta donar mı,
Müziğin sesi,kuşların cıvıltısı susar,gözlerin ışıltısı donar mı?
Midede uçuşan kelebeklerin hepsi mi ölür birdenbire?
Durmaya meyletti mi bir kere dönüşü yok mudur?
Durağan olan her şey iyi midir?
Durdum iyi mi oldu?
Duruyorum iyi mi?
Duracak mıyım daha böyle hissetmeden,gülmeden,yazamadan,yaşamadan?
Artık durmasam nasıl olur?
Bu ilk duruşum olsaydı,daha önce geçerken hiç hayal kırıklığına uğramamış olsaydım nasıl olurdu?
Peki sonraya bırakılmış bir hayale ne olur?
Kurur mu üzüm gibi güneşte?
Yoksa azar mı bir yara gibi?
İlerler mi?
Çürümüş et gibi mi kokar?
Ya da üzeri kıtır kıtır şekerlenmiş şuruplu bir tatlıya mı döner?
Belki de sadece çöker çok ağır yük gibi omuzlarına.
İnfilak mı eder yoksa?
Peki hayatına girdikleri zaman umut ışıklarını yakanlar, söndürür mü onları çıkarken?
Yanık unuturlarsa faturayı kim öder?
Hala kırmızı ışıkta mıyım?
Yeşil yanacak mı?
Yoksa yeşili hep ben mi kaçırıyorum?

10 Mayıs 2011 Salı

.......


Kimi günlerin çıkıp geliverişinde kalbi yerinden oynatan bir tekinsizlik vardır.
Yakalarını bin bir zahmet bir araya getirdiğin düzenine, parmağının ucunda durup kollarını oynatarak güç bela tutturduğun dengene meydan okuyan, yetinmeye karar verdiğin bir huzurlu hayatı tehdit eden tekinsiz bir gün gelmektedir usul usul hissedersin.
Başka bir yere değil, bir serüvene hiç değil; o gün seni kendine çağırır.
Bu günün gecesi, kalbinin Alkatras’ında bitecektir!
Seni, kendine, ta kendine çağıran şeylerde, hayatını yalanlayan, büyük bir yalanı ortaya çıkaracağı için seni müthiş korkutan bir şeyler vardır, tekinsiz şeyler...
Çok sarhoşken ve yalnızken aynaya bakıp yaşlandığını düşünmek kadar ürkütücüdür gelen,bilirsin.
Tekinsiz bir günün davetine icabet edersen eğer, senden geriye bir tek sen kalacaktır.
Yanında yörende hesaplayarak biriktirdiğin ve "hayatım" diye adlandırdığın ne varsa bir nefeste süpürülecektir.
Oysa aslında biliyorsundur en baştan:
Güzel şeylerin geldiğinde bir gün gideceğini,
Başladığında biteceğini,
En mutlu anının akabinde ağlayacağını,
Sen biliyorsundur, bu işin bir yerde patlayacağını,
"Biz" dediğin, "gelecek" dediğin bütün o şeylerin kollarına, bacaklarına, ensene ince ipliklerle teyellendiğini, en zayıf yerlere çift dikiş atıldığını...
Bir gün yine,kendine dönme zamanının geleceğini,
Bir gün yine, yeniden, tek tabanca kalacağını...
Ve o tekinsiz geceden sabaha çıkabilirlersen eğer,yeniden tek kişilik bir oyuna hazırlayacağını kendini,
Gidenin içinden eksildiği anları,mekanları,insanları görmezden gelerek,
‘’Nasıl bu hale gelindiği’’ sorusuyla başlayan bütün konuşmaları yok sayarak,
Gidene,
anlatılamamış bir hikaye,
yaşanamamış bir gelecek,
yolun ortasında dönülen bir yol,
tam karşıya geçerken bırakılmış bir el,
kalpteki son alçı gibi anlamlar yükleyerek
bıraktığın yerden tekrar bayrağı geri alırsın.
Sadece mutlu olduğun günleri hatırlayınca için yanar,
ve üzülürsün bu derece yanlış anlaşılabildiğin için.
İnsanın içi yanınca burnuna yanık kokusu gelir mi?
Gelirmiş..........

3 Mayıs 2011 Salı

YA GÜÇLENİR YA TÜKENİRSİN..........



Kimi zaman zor olanı seçmiştir içindeki söz dinlemeyen o yaramaz çocuk.
Seni rutininden çıkarmaya kararlıdır,herkes gibi yaşama zamanı gelmiştir,
Onu ikna edebilmek için, ne nefesler tüketir, ne diller dökersin,
Başaramazsın,
Uyarsın onun sözüne,yaşarsın içinden geldiği gibi.
Ve gün gelir(daha önceleri de hep gelen günlerden biridir),
belki biraz mahsun,biraz kırgın, belki de biraz mağrur, alırsın yüreğini yeniden koynuna,
Toplarsın yavaş yavaş etrafa saçılmış 3.tekil şahıstan hasarlı duygularını,
Şimdiki zamana ait cümlelerinin eski efendisi birinci tekil şahısa dönersin.
Kırık duygularını içine tıkıştırdığın bohçanla çıkarken, kapıyı ya sessizce çekersin, ya da öfkeyle çarpar gidersin.
Zaman akıp gider üzerinden,
Tüm yanlışların, tüm gözden ve elden kaçırdıkların, tutabildiklerin ve senin kılabildiklerinle ruhun huzurla tanışır yeniden,
Hep çok neşeli, hep hüzünlü,
hep umutlu,hep umutsuz
Hiç emin olmazsın belki ama
Hiçbir zaman da göl olmazsın,
Deniz olmaya devam edersin yine hem de en dalgalısından.
Her zaman bir ihtimal daha vardır hayatta.
İstediklerine ulaşabilmek, istemediklerinden vazgeçebilmek için.
Hayatı gerçekten yaşamak, hayatını sadece devam ettirebilmek için.
Seçim her zaman senin elindedir.
Ya isteklerinin düşlerinin peşine düşmeyi seçersin.
Yada olanı kabullenmeyi tercih edersin.
İyikilerinle güçlenir,
Keşkelerinle tükenirsin……….