5 Ağustos 2010 Perşembe

GEÇ............




Hep geç kalınmış hayatlarla dolu nefes aldığımız dünya….
Geç kalınmış aşklarla…..
Ben de yollarda oyalanıp gecikenlerden biriyim kendime yada ne olduğunu bilmediğim bir şeylere.
Her şeyi olduğu yerde bırakıp sil baştan bir hayat yaratabilir miyiz kendimize?
Nasıl geriye alınır bilmeden harcananlar?
Halini beğenmedin diye,yeni bir ruh biçilebilir mi zorla sığdırıldığın bedenine?
Yarım kalmış aşkların kahramanlarının yolları kesişirmiş bir gün bir yerde,öyle derler….
Peki doğru zaman o zaman mıdır bir araya gelmek için?
Geçen zaman içinde kaybedilen saflıkları,güzellikleri nereden elde edebiliriz tekrar?
Kırpıp kırpıp yapıştırdığımız aşklarımızdan mı oluştururuz yeni sevgileri?
Kırılan duygularımızı yeni insanlar mı tamir eder?
Yeni aşklar sadece karşılıklı tamirattan mı ibarettir?
Ya unutamadıklarımız?
Onlar bizi hatırlıyorlar mıdır yağmur yağarken,rüzgar eserken,mevsimler değişirken?
Eğer hatırlıyorlarsa ne faydası vardır kum saati ters çevrilmişken?
Ellerimiz kimlerin elini tutmayı bekler yalnızlıktan diz çökmüşken?
Kimin omzuna başımızı yaslamak isteriz ağlamak için?
Tuttuğumuz eller,yaslandığımız omuzlar mı doğrudur?
Yoksa tutmak istediğimiz eller,yaslandığımız omuzlar mı?
Biz durduğumuz yerde vaktinde gelmediğini düşündüğümüz geç kalmış treni beklerken,
Aslında trenin çoktan kaçmış olduğunun bilincindeyizdir içten içe
Ama yine de beklemeye devam ederiz küçük bir umut ışığı uğruna……