30 Nisan 2011 Cumartesi

YOKUŞ AŞAĞI KOŞAN ÇOCUKLAR.......





Bu sabah 30 küsur yıldır oturduğum evden çıktığımda,
Kollarını iki yana açmış yokuş aşağı koşan bir çocuk gördüm,
Ve geçmişe gittim o çocuğa bakarken.
Ben de aynı yerden,aynı şekilde salardım kendimi yokuş aşağı,
O kadar emindim ki yokuşun sonunda bana bir şey olmayacağından hiç sakınmazdım son gaz koşmaktan,
Emindim yokuşun bitiminde korunacağımdan,düşsem bile kaldırılacağımdan.
O zaman öyle düşünüyordum.
Şimdi geçmişe dönüp bakıyorum da ,aslında belki de o zamandan hissederdim büyüdükce başıma neler geleceğini,nasıl kendim olmaktan çıkarılmaya uğraşılacağını,kimlere köle olacağımı ve vakit geçmeden beni geri almasını isterdim en büyük senaryonun en büyük senaristinden.
O yüzden böyle kollarımı açıp giderdim bodoslama.
Bazen de oyun oynarken oyunu aniden yarıda keser,gökyüzüne bakar,oradan bana bir seslenişin geldiğini sanırdım.
O ses hem inancım,hem umutlarım,hem gem vurulmaz özgürlüğüm,hem de ilerideki bütün kaybedeceklerimin sinyaliydi bence,
ama oyun daha tatlıydı, birkaç saniye gökyüzüne bakar oyunuma geri dönerdim.
O zamanda yaralarım çoktu,ama hepsi dizlerimdeydi, henüz yüreğime geçmemişti.
Ama nedense başka çocukların yaraları benimkinden daha fazla acırdı,ben kendiminkileri bırakıp onların yaralarına yardımcı olurdum,çok acımasınlar diye,
O zaman da insandım,alırdım herkesin acısından bir parça üzerime sahibine ağır gelmesin diye.
Demek ki hala yeterince büyümemişim,
Hala kollarım açık koşuyorum aşağıya ama tek farkla,
Bu sefer yokuş aşağı değil hayat aşağı,
Ve artık çok uzak bir yakınlıkla bakıyorum bana sunulan güzel şeylere
Ve biliyorum ki aşağı vardığımda eğer yuvarlanırsam beni tutup kaldıracak kimse yok.
Hayatımın tek sorumlusu benim.……