11 Mayıs 2013 Cumartesi

BİR MEKTUBUM VAR BÜTÜN ANNELERE,GÖKYÜZÜNDEKİLER DAHİL………..



Annem hep söylerdi,‘’Sevmiyorum anneler gününü,hüzünleniyorum’’ diye

İçten içe sinirlenirdim benim hevesimi kursağımda bırakıyor,onun annesi yoksa benim annem var ve ben kutlamak istiyorum diye.
Yanlışmışım…..
Her zamanki gibi bir bildiği varmış da konuşuyormuş……..
Ve damdan düşenin halinden ancak damdan düşünce anlıyormuşsun.
Ben de babam gidip de damdan düştükten sonra anladım annemin duygularını.
Artık ben de sevmiyorum bu anneler ve babalar,sevgililer,gelen yeni yıl ve alınan her yaş için oluşturulmuş günleri.
Sevgililer Günü sevgilisi olmayanları, yılbaşı gecesi umudunu yitirmişleri ve Anneler Günü de annesini bir daha göremeyecek olanları mutsuz kılar hep…
Tamam bu bir kutlama yazısı olmasın anneme olan duygularımı elimden geldiğince ifade etmeye çalışacağım bir yazı olsun olur mu???
Hoş anne kavramı da öyle kolayca yazılabilecek bir şey değildir.
Anne bambaşka bir şeydir…
Anne sığınaktır, limandır, seni hep sevendir, kızarken gülendir…
Anne asla küsmeyendir, affedendir…
Çünkü annedir...
Annene küsersin ama o sana küsmez, en azından senin küs kaldığın süre kadar dayanmaz onun yüreği…
O hep annedir, sen hep çocuk…
Kendi hayatından vazgeçip seninle senin hayatını yaşayan geleceğini senin üzerine kurandır.
Beraber yürüdüğümüz şu 45 yıllık yolda ,kusurlarını hiç görmedik birbirimizin, yeteneklerimizi abarttık karşılıklı; toz kondurmadık üzerimize, kol kanat gerdik...
Sence ben dünyanın en kusursuz evladıydım, bence de sen tarihin en iyi annesi...
Her çığlıkta başucumda biteceğini bilmenin güveniyle büyüdüm. Her derdimde benden çok dertleneceğini bilmenin o bencil alışkanlığıyla ayakta kaldım.
Ama sonra birden o korkunç çark devreye girdi ve yaşamın acımasız kuralı işledi: Büyüdüm...
Senin kollarında "sen"den habersiz, bambaşka bir "ben" çıktı ortaya.
Bazen o eski "ben"e hiç benzemeyen bir "ben"...
Çünkü farkettim ki anlattığın masalların yaşamda karşılığı yokmuş.
Herkes bir prens/prenses umuduyla kurbağaları öpedursun, ben yine de her yalanda burnumu yokladım.
Uzamadığını görüp içten içe sana kızdım sen de bana yalan söyledin diye,
Şaşırdım.
Bostandaki lahanaların ve benzeri ninnilerin modasının geçtiğini gördüm aslında danaların bostana hiç girmediğini ve bostancının da danaları kovmadığını gördüm sokakta...
O muhteşem masal kahramanlarının hiç olmadığını,kül kedisinin hiçbir zaman Cindrella’ya dönüşemeyeceğini gördüm.
Canımı acıttılar,ben de birilerinin canlarını acıttım,
Her sana karşı çıktığımda uğradığım hezimetten sonra ağlayarak koştuğum yer yine senin kollarındı.
Ve onlar hep açık beni bekliyorlardı……
Dizlerimdeki yaralara bulduğun o muhteşem çözümleri
Şimdi kalbime taşınan yaralarım için bulamasan da,
O yaraların en az benim canımı acıttığı kadar seninkini de acıttığını biliyorum.
O yüzden saklamak istiyorum onları acemice, gözüme bakıp herşeyi anlayan senden,canın yanmasın diye....
Hep denir ya ‘’sen de anne olunca anlarsın’’diye,
Anne olamadım ama her geçen  gün çok daha iyi anlıyorum seni……
Paylaştığımız zor ve çetin yollar,acılar,sevinçler,şenlikler daha iyi anlamamı sağladı hayatımdaki en muhteşem kadını….
Sizin benim ailem olduğunuz için,
Sizin çocuğunuz olma ayrıcalığı bana verildiği için her zaman mutlu yaşadım,
Ve aldığım her nefeste sizinle gurur duydum.
Seni çok seviyorum,ve senin şahsında,bütün anneleri,
Benden küçük,benden büyük,burada olan gökyüzünde olan bütün  bu kutsal insanların ellerinden öpüyor ve saygıyla önlerinde eğiliyorum…….

Hepinizin anneler günü kutlu olsun..........

(Şimdi bu yazıyı okuyunca da bir fırça yiyeceğimden eminim seni ağlattım diye ,çünkü ağlayacağından da eminim ama ne yapayım be Ferhuş'um,seviyorum işte seni :))))