Çok büyük bir acı yaşadım, hala yaşıyorum ve son nefesime kadar da içimden çıkmadan yaşayacağım …
Ne yazık ki acılara alışılmıyor, sadece acılarla kenetlenip,biraz daha azalarak,hayatla birlikte yaşanmaya alışılıyor.
Sabıra sığınıyorsun çaresizce, sonra sabrın promosyonu teselliler geliyor dile " huzur içindeler, gerçek dünyaya kavuştular, önce giden sevdiklerinle beraberler, bizde gidince yine birlikte olacağız" gibi.
Tıpkı daha önce giden tüm sevdiklerimde söylendiği gibi.
Tıpkı bundan sonra gidecek olan tüm sevdiklerimde söyleneceği gibi.
Daha sonra daha da fazla düşünüyorsun kapalı kapılar arkasındaki evlerde yaşananları, sır içindeki acıları "bana ne! benim acım bana yeter" diyemiyorsun aynı acıyı duyan yüreklere.
Sevdiğini kaybetmiş birinin gözlerine bakarken aynaya bakarmış gibi oluyorsun.
Zamanında senin bedeninden içeri girip ciğerini söken elin onun bedeninden de içeri girdiğini görüyorsun.
Yalnız olmadığını anlıyorsun o zaman,belki acı ama güç veriyor yalnız olmamak.
Hiç düşünmeden giden sevdiklerinin yerine canını verecek binlerce kişiden biri olarak, sana verilen ilahi bir güce dayanarak, yaşama, kalındığı yerden bir tebessüme, bir sevgi sözüne, yanında olan sana sevgiyle bakan yüzlere sığınıp devam ediyorsun eskisi gibi olmasa da.
Ta ki! Sen de bir gün giderken yaşama el sallayana kadar...
Ve senden sonrakiler de kaldıkları yerden yaşamlarına devam edene kadar…….
(Bugün bizi terkettiğin haberini aldım ya Nejat Abi,çok canım acıdı.
düşündüm,bu yaz yazlığa geldiğim akşamlarda bahçenden o gülen yüzünle bana el sallayıp ''Hoşgeldin be Pınar,sıcakmıydı Bursa,ne zaman izine çıkacaksın,çok yoruluyorsun be kızım...'' diyemeyeceksin,ben caddeyi geçerken rutin olarak kafamı çevirip şezlongunda oturuyormusun diye bakamayacağım,şen kahkahalarını duyamayacağım.....
Yani her sene olduğu gibi biraz daha eksileceğim........
Burada mutlu bir adamdın ya,gittiğin yerde daha da mutlu ol,babama da selam söyle....)
16 Ocak 2013 Çarşamba
24 Kasım 2012 Cumartesi
GÜVE'N
Güvenmek..
Genelde gözü kapalı deyimiyle birarada barınır zihinlerimizde..
Gözümüzü kapattığımızda kendimizi huzursuz hissederiz çünkü..
Kontrolümüz dışıdır her ne varsa..
Belki de bu yüzden beklemediğimiz bir anda uğradığımız ihaneti anlatmak için "sırtından vurulmak" deyimini kullanırız, güvenimizi boşa çıkaranlara..
Birine gönül rahatlığıyla arkamızı dönmek ne lütuftur..
Ardını düşünmeden..
Onun, bizim sırtımızı, bizden daha çok düşündüğünü bilerek yol almak, gözlerimiz tamamen kapalı..
Girdiğimiz labirentlerde macera duygumuzu perçinlemek için elimizden tutup çekmeyen ama,
çıkışın olduğu yerden koskocaman bir fenerle ışık olan bir insanın varlığıdır hayatı yaşanır kılan..
Yaşamın karartıları ruh giysilerimizi bir güve gibi kemirirken..
Sizi bilmem ama ben çok şanslıyım..
Bütün zor günlerimde yanımda olan
başım sıkıştığında elim telefona gittiğinde ilk aradığım,
derdimi paylaşan,sevincime benim kadar sevinen bir kardeşim var.
Kan bağimız yok,kalp bağımız var....
Suratsız Barış'ım,
İyi ki varsın,iyi ki seni tanıdım,iyi ki kardeşim oldun.
Sayende artık daha güçlüyüm hayata karşı.........
Güzel eşinle,muhteşem Demir'inle nice nice mutlu yıllara.
22 Kasım 2012 Perşembe
ADINA DA YAŞAMAK DİYORSUN...
Garip…
Bir zamanlar umursamadığın,geçtiğini farketmediğin, pervasızca harcadığın zamanları umursamazken,
şimdi geride bıraktığın her anı,her günü,her kişiyi birer birer, tekrar düşünür oluyorsun.
Kimbilir belki de böyle avutup kendi kendini,
vazgeçişlere,eksikliğe,sessizliğe böyle alışmaya çalışıyorsun.
Sakinleşiyor zamanla hayat.
Sakinleşiyor zamanla insan.
Aklında,yüreğinde,vücudunun her zerresinde dolaşıp duran,
çarptıkça acıtan,yüreğini kanırtan acılar bile soğuyor zamanla.
Sen geride bir elin yüreğinde,bir elin aklında kalakalıyorsun öylece,
Kendi kendine,mırıldana mırıldana alışıyorsun.
Suyun üstünde sektirilen bir taş gibi belki de;ne var ne de yok,
ne hayatın içinde ne de dışında….
Dibini görebildiğin ve her damlasını hissettiğin bir su birikintisinin üzerinde,
Hayata değe değe durmaya çalışıyorsun,
Adına da yaşamak diyorsun….
14 Kasım 2012 Çarşamba
BU GÜNLERDE...
Mallarımız arttı, keyfimiz azaldı.
Daha büyük evlerde kalıyoruz, daha küçük ailelerde yaşıyoruz.
Konforumuz arttı, zamanımız daraldı.
Diplomamız bol, sağduyumuz az.
Uzmanlıklar arttı, sıkıntılar çoğaldı.
İlaçlar peynir ekmek gibi, hastalıklar arttı.
Sorumsuzca para harcıyoruz, az gülüyoruz.
Trafikte çok hızlıyız, çabuk parlıyoruz.
Akşam geç yatıyor, sabah yorgun uyanıyoruz.
Az kitap okuyor, çok televizyon izliyoruz,
çok konuşuyoruz, az gönül veriyoruz
ve çok fazla yalan söylüyoruz.
Varlığımız artırdık, değerlerimizi yitirdik.
Para kazanmayı öğrendik, yuva kurmayı beceremedik.
Hayata yıllar ekledik, yıllara hayat katamadık.
Aya kadar gidip dönmeyi biliyoruz,
komşuya geçmek için karşıya geçemiyoruz.
Uzaya ulaştık, ruhun derinliklerine ulaşamıyoruz.
Havayı temizledik, ruhları kirlettik, temizleyemiyoruz.
Atomu parçaladık, önyargıları yıkamadık.
Daha çok plan yapıyoruz, daha az sonuç alıyoruz.
Acele etmeyi öğrendik, sabırlı olmayı asla.
Gelirimiz arttı, karakterimiz zayıfladı.
Tanıdıklar çoğaldı, dostlar eksildi.
Çabalar arttı, mutluluklar azaldı. Bilgisayar ağları kuruyoruz,
bilgi otoyolları inşa ediyoruz,
kendi aramızdaki iletişimde zorlanıyoruz.
"Dünya barışı" der, silahlanırız!
Daha mutlu olmak için
"somurtarak" çalışırız bugünlerde.
Eve çift maaşın girdiği, çiftlerin boşandığı…
Güzel evlerin yuva olmadığı…
Kısa seyahatlerin, kâğıt mendil gibi ilişkilerin…
Yıka çık gönüllerin…
Kilo kilo dertlerin ve her derde deva vitaminlerin…
Vitrinlerin dolu, gönüllerin boş olduğu günlerde yaşıyoruz!
Daha büyük evlerde kalıyoruz, daha küçük ailelerde yaşıyoruz.
Konforumuz arttı, zamanımız daraldı.
Diplomamız bol, sağduyumuz az.
Uzmanlıklar arttı, sıkıntılar çoğaldı.
İlaçlar peynir ekmek gibi, hastalıklar arttı.
Sorumsuzca para harcıyoruz, az gülüyoruz.
Trafikte çok hızlıyız, çabuk parlıyoruz.
Akşam geç yatıyor, sabah yorgun uyanıyoruz.
Az kitap okuyor, çok televizyon izliyoruz,
çok konuşuyoruz, az gönül veriyoruz
ve çok fazla yalan söylüyoruz.
Varlığımız artırdık, değerlerimizi yitirdik.
Para kazanmayı öğrendik, yuva kurmayı beceremedik.
Hayata yıllar ekledik, yıllara hayat katamadık.
Aya kadar gidip dönmeyi biliyoruz,
komşuya geçmek için karşıya geçemiyoruz.
Uzaya ulaştık, ruhun derinliklerine ulaşamıyoruz.
Havayı temizledik, ruhları kirlettik, temizleyemiyoruz.
Atomu parçaladık, önyargıları yıkamadık.
Daha çok plan yapıyoruz, daha az sonuç alıyoruz.
Acele etmeyi öğrendik, sabırlı olmayı asla.
Gelirimiz arttı, karakterimiz zayıfladı.
Tanıdıklar çoğaldı, dostlar eksildi.
Çabalar arttı, mutluluklar azaldı. Bilgisayar ağları kuruyoruz,
bilgi otoyolları inşa ediyoruz,
kendi aramızdaki iletişimde zorlanıyoruz.
"Dünya barışı" der, silahlanırız!
Daha mutlu olmak için
"somurtarak" çalışırız bugünlerde.
Eve çift maaşın girdiği, çiftlerin boşandığı…
Güzel evlerin yuva olmadığı…
Kısa seyahatlerin, kâğıt mendil gibi ilişkilerin…
Yıka çık gönüllerin…
Kilo kilo dertlerin ve her derde deva vitaminlerin…
Vitrinlerin dolu, gönüllerin boş olduğu günlerde yaşıyoruz!
Bugünlerde..
18 Ekim 2012 Perşembe
7 cm...
Sadece 7cm.
Arkadaşımın beyninin hareket merkezindeki tümör 7cm.
İyi huyluymuş,
Kötü niyetle orada bulunmuyor yani,istemeden arkadaşımın ara ara bayılmasına,hareketsiz kalmasına neden oluyor ama beynin bu iyi niyetten haberi yok,
o yüzden de istemiyor bu 7cm'i.
Yarın sabah alacaklar,14 saat süren bir operasyonla.
Arkadaşım çok bilincinde değil olabileceklerin,anlatmadık ona,
şu anda en büyük avuntusu ayrıldığı karısının yanında olması,
seviniyor,
''bu tümör 2 senedir varmış,huyumu da etkiliyormuş,onu aldırınca ben de daha az asabi olurmuşum,belki de hayatımdaki bütün olumsuzluklar düzelir diyor''
Hatta bozulan işlerinin bile o 7cm'in beyninden çıkmasıyla düzelebileceğini düşünüyor....
Bense başka şehirde yarın sabahki operasyona hazırlanan çocukluk arkadaşımın yanında olamamanın hüznüyle sadece dua ediyorum,
ve ona söz verdiğim rakı balığa hazırlıyorum kendimi bütün olumsuz düşünceleri etrafımdan kovarak....
7cm.
bugün aldığım 7cm'lik bir haber bütün hayatımı tepetaklak etti bir anda,bir kez daha aslında herşeyin boş olduğunu gösterdi.
7cm.
ama iyi huylu...kötü niyetten orada değil.
Çocukluğumun en saf arkadaşlarından birine rast gele geçerken uğramış işte.
adı gibi kalbi AYDIN'lık arkadaşım gelince hep beraber 7cm'in gidişine kadeh kaldıracağız.
7cm..... ama iyi huylu......
3 Temmuz 2012 Salı
NEDEN BUYDU...
(Bugün yeni tanıdığım ama gerçekten sevdiğim,durgun olan ama yaşına göre bu derece olgun olmasına anlam veremediğim,''amaaan boşver demek ki karakteri böyle''diye düşündüğüm,yaşı daha henüz 40'lara varmamış bir arkadaşımın,durgunluğunun sebebinin,vücuduna giren kahrolası hastalık olduğunu,hastalığı atlattığını öğrendim.
Geçen hafta yazdığım bun yazıyı da ona ithaf ettim.
Arkadaşım,iyi ol,uzun yaşa,çok sev,çok sevil, ama en önemlisi hep mutlu yaşa,uzun yaşa.......)
Geçen hafta yazdığım bun yazıyı da ona ithaf ettim.
Arkadaşım,iyi ol,uzun yaşa,çok sev,çok sevil, ama en önemlisi hep mutlu yaşa,uzun yaşa.......)
Kaçan naylon bir çoraptı hayat......
Ne kadar örtmeye çalışsan,kaçıktan görünen teninin rengi,düşlerinin orta yerindeki o koca boşluktu........
Ve hayat üstüne oturmaktan yassılaşmış bir tutam ottu,
her seferinde yerinden kıpırdamak için yaptığın küçük hamleler,seni tekrar yerine oturttu.
Olduğun yerde kalmana neden de işte sadece buydu.......
BEN YALAN SÖYLÜYORUM:::
Kendisini kendisine meşrulaştırmak için,
her yenilgiden sonra hikayesini yeniden yazıyor insan...
Her seferinde kalbini bir kez daha yapıştırıp,üzerindeki parmak izlerini siliyor,iyice cilalıyor.
''Hayır ben kırılmadım'' diyor...
''Beni ağlatmadılar'',''Aldatmadılar,hiç aldanmadım ben''diyor.
''Sırt çevirenler yürümek zorundaydı,ezenler üzerime basmak zorundaydılar''....
''Hepsini affediyorum''
Ben de kendi hikayemi tekrar incelerken meşrulaşsın diye aynı şeyi yapıyorum,
Herkesi affediyorum................
Ben yalan söylüyorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







