4 Haziran 2012 Pazartesi

UMUDA YOLCULUK...



(Bir kaç gün önce bir dostum bana ''  bana şu ana kadar yazmadığın kadar pozitif  birşeyler yazabilirmisin, özlediğin ve kaybettiğin şeylerle veya kimselerle buluşmuşcasına...
yazarken gözlerin gülerek..
kalbinde heyecan hissederek...''dedi.
Bir kaç gündür üzerinde düşünüyorum,elimde emektar defterim,yazıp karalıyorum,tekrar baştan alıyorum  ama beceremiyorum.
Demekki zamanı henüz gelmemiş,içimin renkleri henüz kalemime istenilen şekilde yön veremiyor.
O zaman dedim ben de''Blog tarihimde yayınladığım en pozitif yazıyı  bir kez daha yayınlayayım dostum için.
Okurken içimi kıpırdatan,umuda çağıran yazımı tekrar tekrar okursam belki bu yazıyı yazdığım günkü umutlanmalara tekrar dönerim.

Dostum sana söz,kısa zaman içinde en az bu yazımdaki kadar umutlanacağım ve en az bu yazımdaki kadar umutlu bir yazı yazacağım...)


Hayat ikinci el elbiseler satan dükkanların tezgahına düşmüş sanki,
Defolu,
Hayat,üzerimde eğreti duran bir elbise,
O mu benim üzerimden dökülüyor,yoksa ben mi sığamamışım içine bilmiyorum.
İğne iplikler yetmiyor dikmeye,
Gün be gün daha da fazla sökülmekte,ipin ucu kaçmış bir kere,
Yama tutmuyor…….
Aynanın karşısına geçiyorum.
Her zamanki saatlerimin dışındayım bugün,zaman yok,acele yok.
Akreple yelkovan sessizce beni izliyor…..
Çırılçıplak soyunuyorum.
Çıkarıyorum üzerimden bana büyük gelen ya da benim küçük kaldığım hayatı,
Naftalinliyorum,katlıyorum bir güzel.
Atmaya kıyamadıklarımın yanına yerleştiriyorum güzelce,
E arada bir bakıp ibret almak lazım…
Dolabın bir köşesinden de kırılıp da atılan hayallerim bakıyor,
Onları da çantama koyuyorum tamir olur belki diye.
Günlük durumlara göre kullanılan maskelerimi de çıkarıyorum teker teker,onları atmaya kıyıyorum.
Kendimi giyiniyorum sonunda itina ile.
Üzerime tam oturuyor.
Şimdi hayat ‘ben’im işte.
Hayat benim üzerimde…..
Omuzlarıma her ihtimale karşı bulutlardan bir şal atıyorum,
Dışarıdaki geçmişten gelen serinlik üşütebilir belki…..
Çantamı hazırlıyorum,
İçinde iğne iplik,bozuk para,çocuk ruhum,gazoz kapakları,uçan balonlar…..
Gökyüzünü sürüyorum yüzüme makyaj yerine…..
Gözlerimin rengi çıkıyor ortaya ışıl ışıl,beğeniyorum….
Kendi gözlerimi kıskanıyorum kendimden….
Gülüyorum.
Kulaklarımda kuşlu küpelerim var.
Güneyden yeni gelmişler daha,
Gelip de kulağıma konmuşlar,
Söyleniyorlar inceden,kulağımda umut nakaratları…
Kararlıyım bu sefer,şimdi her şeye yeniden başlamanın zamanı,
Hangi durakta kaldıysam yola devam etmenin zamanı.
İçimdeki kışa inat bir bahara kanmam lazım.
Bir kez daha bakıyorum aynada kendime,
Bedenimin bütün kıvrımlarını çıkartmış gözler önüne…..
İçimin yangınlarını,uçsuz hayallerimi,bucaksız hayal kırıklıklarımı,avaz avaz suskun dilimi…
Suskun dilim konuşmaya hasret,çözülmek istiyor.
Saatime bakıyorum,o da dalmış kendince akıp gidiyor,
Göz kırpıyor bana’’hadi artık geç kalma ‘’dercesine.
Gitmem gerek artık.
Kapıyı kapatıp yavaşca elimdeki adrese ilerliyorum yeni öğrendiğim yollardan,
Adrese vardığımda içeriden sesler geliyor,’’umarım bu sefer de geç kalmamışımdır’’ diyorum içimden.
Ben zili çalmadan kapı açılıyor ve koskocaman gülümsemesiyle umut kapıda beliriyor.
‘’Hoş geldin küçüğüm,seninle beraber yapacağımız daha çok şey var’’…..

İçeri giriyorum………