14 Nisan 2013 Pazar

HÜZZAM'LA SEVİŞTİM....













siz bilmezsiniz,
ilk defa hüzzamla seviştim ben,
inkar etmeyeceğim,
rast’la da kırıştırdım,
eh biraz da hicazla..
ama ne olur kıskanmayınız
onlar hala var hayatımda../..siz başkasınız.. /
sizi düşündüm biraz
sizi ve ellerinizi
vakit gece yarısından az ötedeydi
geceyi giyinip,
cüzdanıma birkaç şiir sıkıştırdım
her an size acıkabilirim diye..
sahil boyu yürüdüm sanki
dudaklarıma takıldı bütün eski şarkılar
fasıl muhabbetlerinde sabahlayan çocukluğumu hatırladım
rakı kokan kahkahaları
uykusuz coşkuları
dilimin ucuna gelip de bir türlü söyleyemediğim seviyorum’ları
çok sonraları öğrendim
asıl sarhoşluğun,
sevdada olduğunu..
siz bilmezsiniz
ilk defa hüzzamla seviştim ben
inkar etmeyeceğim,
rast’la da kırıştırdım
eh biraz da hicaz’la
ama ne olur kıskanmayınız
onlar hala var hayatımda,
siz başkasınız..
gözleriniz mesela
hani o soyarcasına bakan
hüzün bile gülümsüyor gözlerinizde
hüzün dahi sevdalı

sonra sesiniz
duyduğumda yüreğimi alıp da yanınıza kaçıran
haberim olmadan dünyaya geliyor bütün şiirler
büyütmekte zorluk çekmiyorum lakin
kelimelerimin babası olur musunuz..?
sizi düşündüm biraz
sizi ve sözcüklerinizi
üşümemek için kendime sarıldım
ve silkinip attım üzerime yapışan yufka yürekli vedaları
bir deniz vakti sizin için doğdum sanki
adımı haykırdı bütün deniz kabukları
adımı haykırdınız sanki
size ulaştığımda rüzgar saçlarımdaydı
rüzgarım saçlarınıza bulaştı

siz bilmezsiniz
biraz da mahcuptum beklettiğim için
çağırdığınızı duysaydım
hemen gelmez miydim..?

sizi düşündüm biraz
sizi ve yüreğinizi
vakit gece yarısından az ötedeydi
yolların sizinle kısaldığını öğreniyordum
acemiydim
şaşkındım
yorulmuştum
avuçlarımda titreyen sevgimi dudaklarınıza götürdünüz,
size vuruldum..
sizi düşündüm biraz
sizi ve yine sizi
sakıncası yoksa yanıtlayın ne olur
birkaç sene önce
neredeydiniz..?

9 Nisan 2013 Salı

BİR RESMİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ.....



Bu resmi ilk gördüğüm gün bilgisayarıma kaydettim....
Daha sonra bloğuma aldım,yeni bir kayıt açtım,oraya kaydettim.
Ara ara o kaydı açıp bir şeyler yazmak istedim,yazamadım,tıkandım,çıktım.....
Tıkandım,çünkü;
kendi babamın güler yüzünü gördüm,
bir kız ile bir eşin babayı öperken ki sevgisini gördüm,aynı bizim gibi,
bir anne ile bir kızın sözsüz,sessiz dayanışmasını gördüm,aynı bizim gibi,
ve kendimi gördüm,babamın kemoterapiden saçları dökülmüş çıplak kafasını öptüğüm günleri hatırladım...
Ve bir dua okudum bugün ,
bir duaya tanımadığım babanın adını,kendi babamın adını,bütün babaların adını,bütün kanserle dans edenlerin ortak adını verdim.
Gidenler gittikleri yerde huzur bulsunlar,kalanlar en kısa zamanda şifaya kavuşsunlar diye,
Onlarla birlikte bu uzun ve meşakkatli yolda yürüyenler hep güçlerini koruyabilsinler diye....
Bu gün bir dua okudum,içine bütün iyi niyetlerimi koydum....

7 Nisan 2013 Pazar

İŞTE O ZAMAN...



Etrafında herkes şaşkına dönmüş,yollarını şaşırmış ve bundan seni sorumlu tutarken, sen kendi tuttuğun yoldan ayrılmaz ve başını dik tutabilirsen,
Eğer beklemeyi bilir ve beklemekten yorulmazsan,
Başkaları seni aldatırken sen yalanla iş görmezsen,
Onlar senden nefret ederken sen nefret etmeğe yanaşmazsan ve bütün bunlara rağmen fazlası ile iyi görünmez ve fazlası ile hakimane konuşmazsan,
Rüya görebilirsen fakat rüyalarının esiri olmazsan,
Düşünebilirsen, fakat düşüncelerini hayatının esas gayesi saymazsan,
Eğer zafer ve yenilgi ile karşılaşabilir ve bu iki boş şeye karşı aynı şekilde kayıtsızca hareket edebilirsen,
söylediğin gerçeklerin reziller tarafından akılsızları aldatmak için değiştirilerek kullanıldığını işitmeye tahammül edebilirsen,
Yapmak için bütün hayatını verdiğin şeylerin bir an içinde yıkıldığını görür de tekrar eğilir, 
yorgun vücudun ve yıpranmış aletlerinle onları yeniden yapabilirsen,
Hayatta elde ettiğin bütün kazanç ve başarıları bir yığın yapar ve hepsini bir yazı-tura bahsi için feda edebilirsen,
Ve kaybeder, sonra da baştan başlayabilirsen,
Ve bütün talihsizlikleri unutup kimseye bundan bahsetmezsen,
Eğer kalbin, sinirlerin ve kasların bitmiş, içinde yalnız dayan diyen iradenden başka bir şey kalmamışsa, ve sen onları tekrar çalıştırabilirsen,
Krallarla gezer, sağduyunu elden bırakmazsan,
Herkesle konuşabilir, fakat faziletini muhafaza edebilirsen,
Ne düşmanların ne de dostların seni incitebilirse,
Herkes sana güvenir, fakat bu güven sonsuz olmazsa,
Eğer sen ömrünün her saatine tam 60 dakikalık değer verebilmişsen,
İşte o zaman içindekilerle beraber bütün dünya senin olur,
Hatta bundan da üstün, sen bir insan olursun ...

31 Mart 2013 Pazar

ERGUVAN AĞAÇLARI



(BU YAZIMI İLK KEZ 3 YIL ÖNCE YAYINLAMIŞTIM.BU GÜN BİR KEZ DAHA GÖRDÜM ERGUVANLARI BU SENE DAHA DA ERKEN AÇMIŞLAR BANA İNAT.OTURUP YENİ BİR YAZI YAZMAYA UĞRAŞTIM,BECEREMEDİM....
DUYGULARIMI EN YALIN ŞEKİLDE 3 YIL ÖNCE ANLATMIŞIM ZATEN DAHA FAZLASI YOK.
HER SENE BİRAZ DAHA EKSİLEREK GİTTİĞİMİZ YAZLIK EVİMİZE GİDERKEN GÖRDÜĞÜM ERGUVANLARA BİR KEZ DAHA ÖYKÜNMEDİR BU YAZIM....)

Bugün gördüm.......
Bu sene erguvanlar erken açmış.
Normalde mayıs ortalarına doğru açmaya başlarlar.
Doğanın sesini dinlemeye,dilini okumaya meraklı birisi olsam da ,bu sene erken açmakla neyin haberini veriyorlar anlayamadım.
Üstelik artık beni hiç ilgilendirmiyor .....
Yeryüzünde bir ağaçla kavga edebilen ve ona içten içe kin besleyen tek insan benim herhalde.
Onların bundan haberi olmasa da ve her bahar tekrar açsalar da,sevmem erguvan ağaçlarını........
Eskiden çok severdim.
Baharın elmacıklarımızı öptüğü ilk günlerde,yazlık evimize giden o çok sevdiğimiz çamlık yoldan aşağı inerken bir mutluluk müjdesi gibi seyrederdim bütün erguvan ağaçlarını.
Son iki yıldır,tavşanın dağa olan küskünlüğünden habersiz,böyle umarsızca her bahar açmaya devam etmeleri sinirimi bozuyor.
Zamanında açsalar,o yoldan geçerken başımı önüme eğip bakmayacağım etrafa,gardımı alacağım ama bir de böyle zamansız açıp beni gafil avlamaları belden aşağı vurmaktan başka bir şey değil,bu da onlara duyduğum kızgınlığın doğruluğunu kanıtlıyor.

Sevmem erguvan ağaçlarını.......

Çünkü,erguvan ağaçları babamın ağaçlarıdır.

Hep beraber o yoldan arabayla aşağı inerken ,erguvanları tek tek bana gösterir,ben baharla birlikte ona gelen yaşama sevincini seyrederken,çocuklar gibi mutlu olurdu erguvanlarla birlikte.

Şimdi,babam her erguvan ağacını bana gösteremiyorken,erguvanların hala her bahar açabiliyor olmaları,onların kadim bilmezliklerini gösteriyor bana sadece.

Babamı her bahar erguvanlara götüremediğime göre artık,erguvanları babama götürmem lazım.

Erguvan ağacının toprağa nasıl ekilebildiğini bilen birileri varsa lütfen bana yardım etsin.

Bunu başarabilirsem,biraz huzur bulacağım ama yine de sevmeyeceğim erguvanları.

21 Mart 2013 Perşembe

BAZEN BİR ŞEY GİDER...





Bazen bir şey gider hayatından...
Herhangi bir şey,
uzun  süredir varlığına alıştığın,hayatının rutinine dahil ettiğin,hep yanında,etrafında,
sessiz ama  çok şey söyleyebilen,
varlığı çok önemli bir yer kaplayan,
hayatına renk katan......
Ne bileyim bir şey işte,
Bir arkadaş,bir dost,bir sevgili....bir şey işte,
bazen gider....
Bazen bir şey gider,
giderken de düzenini alıp da yanında götürür
elinde sayfaları birbirine karışmış yaşamı kullanma kılavuzuyla bakakalırsın ardından...
Susarsın bir süre,beklersin hayatın tozunun dumanının yatışmasını.
Ve düşünürsün''gidenler gittikleri yerde mutlu olsunlar da,kalanlar nasıl olsa yaşarlar içlerindeki boşluklarla''
Bazen bir şey gider,sadece tozun dumanın yatışmasını beklersin...

18 Mart 2013 Pazartesi

DOĞUMGÜNÜM...


Bu gün benim doğum günümmüş,
Annem ve resmi evraklar öyle diyor...
Yukarıdaki resim de,ilk doğum günümden,
başına gelecekleri sanki, biliyormuşcasına ,objektife endişeyle kocaman kocaman bakalı 44 yıl,
üniversiteyi bitireli 23 yıl,
ilk aşkımdan ayrılalı 17 yıl,
en son körkütük sarhoş olalı 12 yıl,
Hayatımın en büyük acısını yaşayalı 4,5 yıl,
denize girmeyeli 8 ay,
son iş yerimde çalışmaya başlayalı  1 yıl 1 ay,
Ve doğalı 45 yıl olmuş…
Bu kadar geçen zaman içinde;
Güldüm,ağladım,
Eğlendim,eğlendirdim,
Sevdim,sevildim,
Darıldım,darılttım,
Düştüm,kalktım…
Yani yaşadım herkes gibi,
Yaşlandım biraz biraz,içimdeki çocuğu herkesten sakınarak…
Bugün benim doğum günümmüş,öyle diyorlar,
Umutlanmakla karamsar olmak arası,
Sevinmekle üzülmek arası,
Tuhaf hislerdeyim.
Bari bu sefer,bu yaşın bana her zamankinden daha fazla mutluluk getirmesini diliyorum,
Bu yıl benim de şapkamdan tavşan çıkarsın hayat.
Aileme teşekkür ediyorum;beni dünyaya getirdikleri için,
Tanrı'ya teşekkür ediyorum,beni bu aileye verdiği için,
böyle bir baba ile ,böyle bir anne ile büyümemi sağladığı için...

Ve sözü ''Sezen Abla'ya'' bırakıyorum,fazla söze gerek yok o zaten ne demek istediğimi tercüme ediyor:



16 Ocak 2013 Çarşamba

HOŞCAKAL......

Çok büyük bir acı yaşadım, hala yaşıyorum ve son nefesime kadar da içimden çıkmadan yaşayacağım …

Ne yazık ki acılara alışılmıyor, sadece acılarla kenetlenip,biraz daha azalarak,hayatla birlikte yaşanmaya alışılıyor.
Sabıra sığınıyorsun çaresizce, sonra sabrın promosyonu teselliler geliyor dile " huzur içindeler, gerçek dünyaya kavuştular, önce giden sevdiklerinle beraberler, bizde gidince yine birlikte olacağız" gibi.
Tıpkı daha önce giden tüm sevdiklerimde söylendiği gibi.
Tıpkı bundan sonra gidecek olan tüm sevdiklerimde söyleneceği gibi.
Daha sonra daha da fazla düşünüyorsun kapalı kapılar arkasındaki evlerde yaşananları, sır içindeki acıları "bana ne! benim acım bana yeter" diyemiyorsun aynı acıyı duyan yüreklere.
Sevdiğini kaybetmiş birinin gözlerine bakarken aynaya bakarmış gibi oluyorsun.
Zamanında senin bedeninden içeri girip ciğerini söken elin onun bedeninden de içeri girdiğini görüyorsun.
Yalnız olmadığını anlıyorsun o zaman,belki acı ama güç veriyor yalnız olmamak.
Hiç düşünmeden giden sevdiklerinin yerine canını verecek binlerce kişiden biri olarak, sana verilen ilahi bir güce dayanarak, yaşama, kalındığı yerden bir tebessüme, bir sevgi sözüne, yanında olan sana sevgiyle bakan yüzlere sığınıp devam ediyorsun eskisi gibi olmasa da.
Ta ki! Sen de bir gün giderken yaşama el sallayana kadar...
Ve senden sonrakiler de kaldıkları yerden yaşamlarına devam edene kadar…….


(Bugün bizi terkettiğin haberini aldım ya Nejat Abi,çok canım acıdı.
düşündüm,bu yaz yazlığa geldiğim akşamlarda bahçenden o gülen yüzünle bana el sallayıp ''Hoşgeldin be Pınar,sıcakmıydı Bursa,ne zaman izine çıkacaksın,çok yoruluyorsun be kızım...'' diyemeyeceksin,ben caddeyi geçerken rutin olarak kafamı çevirip şezlongunda oturuyormusun diye bakamayacağım,şen kahkahalarını duyamayacağım.....
Yani her sene olduğu gibi biraz daha eksileceğim........
Burada mutlu bir adamdın ya,gittiğin yerde daha da mutlu ol,babama da selam söyle....)

İzleyiciler