12 Ağustos 2013 Pazartesi

CANIMCIĞIMA......




Bir zamanlar...

El bebek gül bebektim,
bazı günler külkedisi, bazı günler pamuk prensestim.
Herkesten en güzeldim ben senin gözünde,seninleydim,güvendeydim...
Sense benim tek kahramanım, kralımdın.
Ne dersen oydu benim için,yerle gök yer değiştirecekse bile öyleydi,sen ne dediysen öyle bilirdim. Benimleydin,güvendeydim..
Sonradan...
Büyümekle başladı her şey.
Büyüdüm masalların rengi değişti önce,sonra oyunlarımın şekli.
Pamuk prenses yedi cücelerle kalmayı seçti.,
Cinderella kendi prensiyle evlendi.,
masalların kullanım süresi doldu.
Yaşımdan büyük oldu yüreğim çoğu zaman,ve bir o kadar da kırılgan.
Cevapsız sorularıma yenileri eklendi.
Çocuk aklım ermese de pek çok gidişe, ses etmedi.
Vedalar hep ağır gelmez mi yüreklere?
Ama her seferinde senin kucağında huzur buldum,hep orada ağladım.
Şimdilerde...
Geçmişin dikişleri atıyor birer birer .
Her kopan iple beraber yara biraz daha açılıyor,biraz daha kanıyor.
Ne eski masallar kalmış artık,ne de eskisi gibi masal dinleyen çocuklar.
Kimse bana kendimi prenses gibi hissettirmedi şimdiye kadar.
Masallara kanmayı özledim ben oysa.
Yalan da olsa külkedisi olmayı,içinde küçücük kaldığım oyunlar oynamayı.
Ama büyüdükçe yalnızlıklarımız daha çok artıyormuş artık biliyorum.
Düşünüyorum da şimdi kimsenin git demediği ama kalmayı da istemediği bir vazgeçiş oldu bizimkisi,
et tırnağına çok battığını düşündü, tırnak etin kendini çok sıktığını.
Hangi istasyonda ayrıldık birbirimizden, hangi arada edildi veda?
Sallandı mı bir el arkamdan, bilemedim.
Ama etle tırnak birbirinden ayrılamadı hala.
Yine de bizim masalımızın sonu kalana kırık bitti.
Geçen onca senenin ardından dışımda oldukça kalın bir kabuk biriktirdim, ama içim hep aynı kaldı.
Sen unuttun mu beni oralarda bilmiyorum.
Ben yaşarmış gibi yapıyorum sadece ve geçen her güne bir çentik daha atıyorum.
Sensiz geçen bir seneyi daha atlattım mesela.
En büyük yalanımı söylüyorum kendime,seviniyorum.
Belki bir gün...
Gelirsin. Prenses değil, külkedisi hiç değil ama babasının kızı olurum ben de.
 Babası olan bir kız. Ne dersin?
Son...
Bilseydim gideceğini, inat eder, büyümezdim.
Bu sensiz ve anlamsız geçen 5 yılda s,aklım,beynim,kalbim hep seninle.
Hala senin kucağına yatmaya hevesli küçük kız olmanın peşindeyim…..
İyi ki benim babam olmuşsun,
İyi ki ben senin kızın olarak dünyaya gelmişim.
Merak etme annem ve kalan hayat bana emanet,bunu da başarırım,yaşarım bilirsin.
Sen yeter ki gittiğin yerde mutlu ol……….

31 Temmuz 2013 Çarşamba

(BOZUK)AHENK.......


Üstüne ''beni yıka ''yazılmış bir araba camına döndüğünde yaşam,
tersine işleyen bir trafiğe döndüğünde gelen günler,
''Ya ben ters yöne girdim ya da her şey üstüme geliyor ''diye düşündüğünde,
akordu kaçtığında yaşam melodisinin,
seninle dünya arasındaki ahenk bozulduğunda,
Derin nefes alıp sükunetini korumaya çalışırsın.
Dışarıda deli gibi sıcak bir hava,
içeride sen ve kaygıların…..
Böyle günlerde ne zordur hiçbir şey düşünmeden arkana yaslanmak,
Kesildiği yerden hayata tutunmak………

23 Temmuz 2013 Salı

ÜZÜLME ÇOCUK.........


Yine dar geliyor gece bana,
Soluk soluğa bahçeye atıp kendimi,
bir kez daha içimin çılgın,uslanmaz, kırılmış çocuğuna sarılıyorum….
Ağlamakta olan bir çocuğu;güneşin her sabah koşulsuz doğduğuna inandırmaya çalışıyorum.
Gözleri buğulanıyor,dudaklarını büküyor.
O hep masalları seviyor,masallarda hep iyiler kazanıyor çünkü…..
Masallarda herkes birbirini seviyor,kimse kimseyi üzmüyor durduk yere,
Orada umutlar bir böcek gibi ezilmiyor,hayaller kırılmıyor.
Orada hep büyülü bir müzik kutusunun üzerinde zarif bir balerin durmadan dansediyor..
‘'Yıllardır dirsek çürüttüğün yaşam hala mı öğretemedi sana?’’ diyorum
‘’Kendini anlamayanı kimse anlamaz,kendini sevmeyeni kimse sevmez’’
‘’Önce kendin inanmalısın kendine’’
Kocaman açıp gözlerini,beni dinliyor içimin çocuğu……..
‘’Bu akşam sana söz veriyorum çocuk, sırtından kaldıracağım onca yükü.
Yıkılan bütün inançlarını tamir edip,kırılan bütün umutlarını tekrar yeşerteceğim.
Yine mutlu olacaksın,çünkü güneş yarın sabah tekrar doğacak koşulsuzca.
Korkma,en çok ben seveceğim seni  ………..’’
Haydi sil gözyaşlarını,
Hiç büyüme küçük kız,sen masallara,masallardaki sihirlere inanmaya devam et,
Ve hiç değişme,bir gün ikimiz bir aradayken de sevileceğiz......

11 Temmuz 2013 Perşembe

SATIR ARASI CÜMLELER.........




‘’Neler yapıyorsun’’ diyorlar,
‘’Gidiyorum,geliyorum işte, hep aynı işte,değişen bir şey yok’
''Bir orada bir burada sürüp gidiyor hayat ‘’diyorum.

(İp cambazları gibi ince bir çizginin üzerinde kendi peşimde koşturup duruyorum,altımda güvenlik ağı da yok,
Kaybettiğim yolumu bulmaya,yıkılan duvarlarımı tekrar inşa etmeye çalışıyorum.
Cenneti cehenneme, cehennemi cennete taşıyarak ilerliyorum.
Bir kez daha hayallerim yıkıldı,yine hayat düğüm olup kaldı boğazımın ucunda.
Boğulmadan çözmeye çalışıyorum,yavaş yavaş tükeniyorum……) diyemiyorum.

‘’Nerelerdesin’’ diye soranlara,
‘’Hep buralardayım,denk gelmemişizdir’’diyorum.

(Nerede olduğumu ben de bilmiyorum bu günlerde,
bir varım bir yokum.
Bir uyanıyorum düş,bir uyuyorum gerçek.
Ellerimi boşluğa uzattım,tutacak bir el arıyorum.
Bazen yüreğimin,çokca da aklımın yolunda yürüyüp gidiyorum.
Bazen kendi ayaklarıma dolanıyorum.
Bazen de başkalarının ayaklarına basıp geçiyorum,sıkca da çelme yiyorum.
Ama ne olursa olsun yitirmemeye özen gösteriyorum hayatımın yaşanıp ta tüketilmiş, bitirilmiş karelerini.
Yüreğimin en kuytu köşelerinde saklıyorum tecrübe çentiği olsun diye)diyemiyorum.

‘’İyi misin?’’ diye soruyorlar.
’’ Evet’’ diyorum’’Herşey yolunda’’ ve başlıyorum anlatmaya iyiliğimi...

Tam anlatırken sözlerimin arasına bir yalan giriyor.
Kara kuru bir yılan gibi sinsice kıvrılarak gelip de çörekleniyor tüm kelimelerimin üzerine.
Dilimden dökülen her şey kararıp soluyor.
Kendi yalanım kendi dilimi sokuyor,
Zehirlenip,susuyorum.

‘’Ne çok eğleniyoruz beraber,ne çok güldük’’ diyorlar,
Tebessüm ediyorum

(İçime akıttığım gözyaşlarımla paslandırdığım duygularımı anlatamıyorum kimseye)

‘’En kısa zamanda tekrar bir araya gelelim,çok güzel bir gündü’’diyorum…..

Aslında koca bir resim tuvalinin önünde dikilip duruyorum günlerdir,kimse bilmiyor.
Doğru rengi bulmaya çalışan bir ressamın tedirginliğinde ve telaşında,
atılmayı bekleyen son bir fırça darbesini saklıyorum ellerimde.
Zamanı ve rengi belirsiz gelecek günlerin,
Ve en canlısını,en göz alıcısını ortaya çıkarmaya çalışıyorum beyazdan siyaha bütün renkleri karıştırıyorum birbirine.
Karıştırırken,
'Çıfıt Çarşısı’na çevirsem de hayatımı,
Bu sefer en muhteşem resmi ellerimle yapacağım……….

Yaptığım sadece bu………….

7 Temmuz 2013 Pazar

SUDAN ÇIKMIŞ BALIKLAR








Oltaya takılmış balıklar gibiyiz hepimiz…
Sudan çıktığımız an,kıvranıp duruyoruz,
İlle başkalaşmamız,uzlaşmamız,
bir ipli kıskaçla tutulup kavanozu içinde diğerleriyle yaşamamız gerekiyor,
Daha baştan kaybedilmiş bir savaşın durmaksızın enkazını topluyoruz.
Oysaki ben suyun üzerine zıplayan balıkların sırrına ermek istiyorum,
Bütün kısıtlamaları,çengelleri yüzgeçlerinin tersiyle geride bırakıp,
kendi ağırlığını olabildiğince sırtlanıp,
dışarıdaki hayatı soluyan o balığı nefes alamayacağı bir boşluğa zıplatan o güce ulaşmak istiyorum…
Dönüş tekrar suya olsa da,son nefes havaya bırakılsa da,
Uzun zamandır,daha yükseğe sıçrayabilmek için nefesimi tutuyorum…

15 Haziran 2013 Cumartesi

ŞİMDİ BURADA OLSAYDIN......





Şimdi burada olsaydın,
Tatlı bir koşuşturmaca sarardı beni,
Bütün erkek mağazalarını dolaşıp,hayatımın huysuz ama sevimli erkeğine beğenebileceği bir hediye bulmaya çalışırdım deli gibi….
Şimdi burada olsaydın,
Babalar günü benim için de mutluluk verici bir gün olurdu ve sabah erkenden koca kazık halimle kucağına atlayıp,içime çeke çeke öperdim seni,yüzündeki şımarık gülümsemeyi seyrederken….
Şimdi burada olsaydın,
Daha güçlü olurdum hayatın bana kurduğu tuzaklara karşı,bu kadar kolay düşmezdim,nasıl olsa sen vardın hep arkamda…..
Şimdi burada olsaydın,
Hayatta tekrar dikiş tutturabilmek için,simsiyah karanlıklarda iğnelere iplik geçirmeye uğraşmazdım…..
Şimdi burada olsaydın,
Bütün kör gözlere parmak sokmaz,düzde olabilecek şeyleri yokuşlarda yapmaya uğraşmazdım….
Şimdi burada olsaydın,
Bütün beklentilerimi eklentilere dönüştürüp,sen gittiğin zaman bozulan yaşamın akordunu tutturmaya çalışmazdım umutsuzca….
Şimdi burada olsaydın,
İçimin bütün masallarına sandalye kapatmazdım ve hala masalların var olduğu umuduyla yaşardım….
Şimdi burada olsaydın,
Nereye gitsem yerimde saymazdım…..
Şimdi burada olsaydın,
Senin yerine beyaz mermer bir taşa derdimi anlatmaz ve onunla kavga etmezdim 5 yıldır….
Şimdi burada olsaydın,
Sen gittiğinde ciğerime giren el hala canımı bu kadar yakıyor olmazdı…..
Şimdi burada olsaydın,
Başkaldıracak gücüm olurdu,böyle koro halinde susmazdım herşeye.......
Şimdi burada olsaydın,
Vücudum paslanmazdı ağlamaktan....
Şimdi burada olsaydın,.....................................................................................................................
.........................................................................................................................................................
Ama yoksun,
Gökyüzü çizgisine aşık,gökyüzü gözlü babam,
Bir gemi oldun ve gittin kendi denizine,
Hala küçük çocukların cam cam gözlerindeki saflıkla bakarken hayata,
Bana düşen,bir kanadı kırık martı olup,
 bıraktığın dumanın ardından buğulu gözlerle bakmak oldu  hayata.
Hayatım boyunca senin gibi bir babanın kızı olmanın mutluluğunu ve gururunu yaşadım
(ve yaşayacağım)
Seni çok seviyor ve özlüyorum,
Gittiğin yerde mutlu ol mavi gözlü dev adam……
Ben bu babalar gününde de son  5 yıldır yaptığım gibi dilimde Cemal Süreya'nın aynı şiiriyle dolaşacağım bütün gün =

‘Sizin hiç babanız öldü mü?
Benim bir kere öldü, kör oldum.

11 Mayıs 2013 Cumartesi

BİR MEKTUBUM VAR BÜTÜN ANNELERE,GÖKYÜZÜNDEKİLER DAHİL………..



Annem hep söylerdi,‘’Sevmiyorum anneler gününü,hüzünleniyorum’’ diye

İçten içe sinirlenirdim benim hevesimi kursağımda bırakıyor,onun annesi yoksa benim annem var ve ben kutlamak istiyorum diye.
Yanlışmışım…..
Her zamanki gibi bir bildiği varmış da konuşuyormuş……..
Ve damdan düşenin halinden ancak damdan düşünce anlıyormuşsun.
Ben de babam gidip de damdan düştükten sonra anladım annemin duygularını.
Artık ben de sevmiyorum bu anneler ve babalar,sevgililer,gelen yeni yıl ve alınan her yaş için oluşturulmuş günleri.
Sevgililer Günü sevgilisi olmayanları, yılbaşı gecesi umudunu yitirmişleri ve Anneler Günü de annesini bir daha göremeyecek olanları mutsuz kılar hep…
Tamam bu bir kutlama yazısı olmasın anneme olan duygularımı elimden geldiğince ifade etmeye çalışacağım bir yazı olsun olur mu???
Hoş anne kavramı da öyle kolayca yazılabilecek bir şey değildir.
Anne bambaşka bir şeydir…
Anne sığınaktır, limandır, seni hep sevendir, kızarken gülendir…
Anne asla küsmeyendir, affedendir…
Çünkü annedir...
Annene küsersin ama o sana küsmez, en azından senin küs kaldığın süre kadar dayanmaz onun yüreği…
O hep annedir, sen hep çocuk…
Kendi hayatından vazgeçip seninle senin hayatını yaşayan geleceğini senin üzerine kurandır.
Beraber yürüdüğümüz şu 45 yıllık yolda ,kusurlarını hiç görmedik birbirimizin, yeteneklerimizi abarttık karşılıklı; toz kondurmadık üzerimize, kol kanat gerdik...
Sence ben dünyanın en kusursuz evladıydım, bence de sen tarihin en iyi annesi...
Her çığlıkta başucumda biteceğini bilmenin güveniyle büyüdüm. Her derdimde benden çok dertleneceğini bilmenin o bencil alışkanlığıyla ayakta kaldım.
Ama sonra birden o korkunç çark devreye girdi ve yaşamın acımasız kuralı işledi: Büyüdüm...
Senin kollarında "sen"den habersiz, bambaşka bir "ben" çıktı ortaya.
Bazen o eski "ben"e hiç benzemeyen bir "ben"...
Çünkü farkettim ki anlattığın masalların yaşamda karşılığı yokmuş.
Herkes bir prens/prenses umuduyla kurbağaları öpedursun, ben yine de her yalanda burnumu yokladım.
Uzamadığını görüp içten içe sana kızdım sen de bana yalan söyledin diye,
Şaşırdım.
Bostandaki lahanaların ve benzeri ninnilerin modasının geçtiğini gördüm aslında danaların bostana hiç girmediğini ve bostancının da danaları kovmadığını gördüm sokakta...
O muhteşem masal kahramanlarının hiç olmadığını,kül kedisinin hiçbir zaman Cindrella’ya dönüşemeyeceğini gördüm.
Canımı acıttılar,ben de birilerinin canlarını acıttım,
Her sana karşı çıktığımda uğradığım hezimetten sonra ağlayarak koştuğum yer yine senin kollarındı.
Ve onlar hep açık beni bekliyorlardı……
Dizlerimdeki yaralara bulduğun o muhteşem çözümleri
Şimdi kalbime taşınan yaralarım için bulamasan da,
O yaraların en az benim canımı acıttığı kadar seninkini de acıttığını biliyorum.
O yüzden saklamak istiyorum onları acemice, gözüme bakıp herşeyi anlayan senden,canın yanmasın diye....
Hep denir ya ‘’sen de anne olunca anlarsın’’diye,
Anne olamadım ama her geçen  gün çok daha iyi anlıyorum seni……
Paylaştığımız zor ve çetin yollar,acılar,sevinçler,şenlikler daha iyi anlamamı sağladı hayatımdaki en muhteşem kadını….
Sizin benim ailem olduğunuz için,
Sizin çocuğunuz olma ayrıcalığı bana verildiği için her zaman mutlu yaşadım,
Ve aldığım her nefeste sizinle gurur duydum.
Seni çok seviyorum,ve senin şahsında,bütün anneleri,
Benden küçük,benden büyük,burada olan gökyüzünde olan bütün  bu kutsal insanların ellerinden öpüyor ve saygıyla önlerinde eğiliyorum…….

Hepinizin anneler günü kutlu olsun..........

(Şimdi bu yazıyı okuyunca da bir fırça yiyeceğimden eminim seni ağlattım diye ,çünkü ağlayacağından da eminim ama ne yapayım be Ferhuş'um,seviyorum işte seni :))))

İzleyiciler