9 Mart 2014 Pazar

AHVAL...








Nasıl mıyım?!..
Arada leyli,sık sık terelelli.
Bazen salıyorum çayıra keçileri;
bir bakmışım hepsi başıma toplanmışlar..
Hüzüne yoldaşlık yapıyorum ara sıra..
Ya da kahkahalarla gülüyorum olura olmaza deli gibi..
İştahım yerinde merak etme..
Epey ayıp örttüm son günlerde..
Bahçede çer çöp bırakmadım..
Bende bırakılanlar hala yerinde..

Öyle derinde,öyle derindeki yaşadıklarımın artıkları;
Yetişmiyor elim kolum..
Belli de olmuyor ki sağım solum?..
biraz vurgun yemiş haldeyim..
Ama şükür..Herşeye rağmen kendimdeyim..

Nasıl mıyım?!.
Sağ yanım,sol yanımı idare edip gidiyor işte..
Sadece kalbim fazlaca serzenişte..
''Bittiler''diyorum anlamıyor,
''Gittiler''diyorum inanmıyor!..
Bu çetrefilli bitişte, akılla yürek bir olmuyor..
Gündüzün telaşına satıyorum da hasreti;..

Şu geceler yok mu...
ve şu kalem..
Uykuya takatim kalmıyor!..
Ama iyi bakıyorum kendime!..
Kendime söz verdiğim gibi dert eklemiyorum derdime..
Üç geri,bir ileri adımlarım..
Merak etmyin sakın..
Elimi hiç bırakmıyor anılarım..

Nasıl mıyım?!..

Öyle işte!...













16 Şubat 2014 Pazar

AÇIK YARAM......



Acısı uyuşturulmuş açık bir yara benimkisi,
açısı çok geniş,kendisi küçük bir yüreğe yerleştirilmiş.
Bugün evimin balkonunda otururken,yokuştan yukarı çıkan bir adamı sana benzettim,
sen evine geliyorsun zannettim.
Bir kez daha ciğerim yandı,
Bir kez daha yaram kanadı.
''Sonu ne olursa olsun önemli olan yoldur'' demiştin bir keresinde bana.
Beni kendi hayatımın yoluna sen çıkardın,
Ağlarken dizlerinin rahatlığını,
Birlikte karşı koymayı,
Direnmeyi,
Kalbin,aklın ve cesaretin birlikte hareket ettiklerinde kendi hikayelerimizi ne kadar anlamlandırdığını öğrettin.
Sen gittiğinden beri kör bir atım artık,ama vurmuyor hayat,bacağımın kırılmasını bekliyor.
Korkma kırdırmayacağım bacağımı,
bana öğrettiklerinle düşmeden ilerleyeceğim
Ve en sonunda hayat ta benden özür dileyecek.
Göreceksin......
Gittiğin yerde mutlu ol...


5 Ocak 2014 Pazar

HENÜZ....



Henüz vakit var,
Henüz söylenmemiş şarkılar var.
Yaşanmamış aşklar ,
tutulmamış eller , 
doğmamış çocuklar , 
yakılmamış sigaralar,
 içilmemiş kahveler, 
söylenmemiş sözler , 
edilmemiş küfürler var .
Henüz okunmamış kitaplar ,
 izlenmemiş filmler , 
tadılmamış tatlar , 
görülmemiş yerler , 
gülünmemiş espriler ,
gezilmemiş şehirler, 
kırılmamış kalpler var .
Henüz yazılmamış cümleler ,
tanışılmamış dostlar ,
çiğnenmemiş yasaklar , 
yıkılmamış umutlar , 
parçalanmamış hayatlar ,
görülmemiş günler var .

Henüz daha çok vakit var ....

31 Aralık 2013 Salı

BİR YILIN SON GÜNÜ......



Bir yıl daha bitiyor
İşte bu kadar duru,
bu kadar yalın,
bu kadar el değmemiş.
Sıradan bir gerçeğe daha kolları bağlı hayatımızın.
Bir şiire nasıl dahil edilir bir yılın son günleri
her sonda,
her başlangıçta,
ve her defasında alır gibi bir başkasını karşımıza.
Perdeler çekip,ışıkları söndürüp,
oturup yatağın içine bir başımıza sorgulamak kendimizi,
öğrenmek içimizin anadilini,
ikinci belleğimizi,
öğrenmek kendimizle hesaplaşmanın buzul ilişkilerini,
Bu aynaların dehlizlerinde gezinirken görürüz karanlık günlerimizin kenar süslerini.
Biterken bir yılın son günleri,
biliyoruz takvimler belirlemez değişimin mevsimlerini,
gençlik ikindilerini,
bir yıl daha bitiyor
düşlerim,
tasarılarım,
yarım kalmış onca şey
her yıl biraz daha kısalıyor öncekinden
bana mı öyle geliyor yoksa daha mı hızlı ilerliyor zaman insan yaşlanırken?
kırdım mı incittim mi birilerin
kimleri kazandım,
yitirdiklerim kimler?
kendimi yineledim mi yazdıklarımda?
Yeniden düşünmeliyim
dostluklarımı,ilişkilerimi
dağınık yatağım,mutsuz yatağım
çoğalttın mı eksiklerimi?
gözlerim çocukluk fotoğraflarında mı kaldı?
yitirdim mi yoksa masumiyetimi?
borçlarımı ödedim mi?
doğru seçtim mi soruların fiillerini?
tırnaklarım kesilmiş,dişlerim fırçalanmış,saçlarım taranmış,
giysilerim ütülü,odam düzenli mi?
ödünç aldığım kitapları geri verdim mi?
geri verdim mi aldıklarımı:
aşkları,
dostlukları,
sevgileri,
güvenleri,
bağları?
kitaplara,sayfalara,satırlara borcumu ödedim mi?
yokladım mı duygularımı?
hala sevebiliyor muyum insanları?
ovmalı gümüşlerimi,bakırlarımı,cila geçmeli ahşaplarıma
ovmalı umutları,
saklı tutumalı gelecek inancını,yarınları,eksik etmemeli ağzımızdan
hançer kıvamındaki karamizah tadını
şimdi oturup uzun bir hasretlik mektubu yazmalıyım,
sonra köşe başından bir demet çiçek alıp öyle başlamalıyım akşama,
yeni bir yıla.
Ama nedense her şeyin tadı dağılıyor ağzımda
bir sap çiçek mi taşısam yoksa ağzımın kıyısında
aydınlık rengi vursun diye gözlerimdeki buluta...


3 Kasım 2013 Pazar

OYUNCAK BEBEK...





''Yaşandı,bitti'' derler ya ;
Bazen yaşanıp bitmez...
Sen hayatının koşuşturmacasına kapılmış giderken,
bir şarkı,bir söz,bir yerlerde unutulup kalmış bir eşya veya saçma bir tesadüf geri getirir bir biteni,
bir başka dünyaya göçeni,
bir terk edeni...
Sobaya değen ilk parmağını,
ellerini acıtan ilk ısırganı,
bıçakla kesilen ilk yerini,
en çok ağladığın ilk aşkını,
ve her şeyden çok korktuğun o çocuk yanını o an aniden,tekrar hatırlarsın...
Bir çöplüğün kenarında pili bitmediği için hala ağlayan oyuncak pilli bir bebek gibi
kalakalırsın hayatın kenarında...




22 Eylül 2013 Pazar

EKSİK...



Bazen bir şeyler eksik kalır,
çünkü oyunbozanlık eden bir şeyler çıkar daima.
Sarkmış bir iplik mesela; 
sarkmış ve apartman kapılarına takılmış ya da ait olduğu kostümün tamamen sökülmesine sebep olmuş,
balonda hava kaçıran delik, 
sürgitte anlık duraklık, 
dönemeçten dönememek gibi...
yahut onmadık yara, 
olmadık hayal, 
gözbebeğinde leke, 
tabakta kırıntı gibi...
veya kotarılmamış bir meşgale,
tamamlanmamış bir madde, 
bitmemiş bir hikaye gibi...
bazı şeyler hep mızıtır ve eksik kalır.
Ne kadar kusarsak kusalım yediğimiz pastadan geriye en az bir lokma kalır midemizin kuytusunda, 
ne kadar şişersek şişelim, 
kaç kazan süt içersek içelim paçamıza yapışıp havalanmamıza müsade etmeyen bir ağırlık gibi. 
Ve ne denli titiz olursak olalım, her göz temizliğinde halının altına saklanmış bir süprüntü kalır daima; unutmadığımız, unutturulmadığımız bir hatıra. 
Hep bir şeyler kalır. 
Bir şeyler hep eksik kalır....

9 Eylül 2013 Pazartesi

N'ABER.....

Bugün birdenbire,
yurt dışı piyasalarıyla cebelleşirken,boğazımın sıkıldığını hissettim,
hava da sisli,puslu,
elim telefonuma gitti,
artık ezberimden bile silinmiş numaralardan birine,
babama ulaşmayı arzuladım.
3 yıldan beri ciğerimde saplı duran bıçak bir kez daha yerinden oynadı,
bir kez daha ciğerim acıdı.
Hal bu ki çok sıradan bir şeydi bir zamanlar,günün herhangibir vaktinde
telefonu çevirmek ve ''n'aber babişkom?'' ,''akşama bir şey istermisin?''demek,
günün bana göre önemli ona göre komik dedikodularını anlatmak,
anlatırken de onu köşe koltuğunda,gözünde okuma gözlüğü,
elinde ölüm ilanlarına kadar okuduğu gazetesiyle canlandırmak.
Gökyüzüne baktım,bir kez daha gözlerini hatırladım,
seni beyaz bir mermerde anmaktansa,bir şarkıda anmayı seçtim.
Ve senin için bir şarkı mırıldanmaya başladım,




N'aber babişkom,akşama bir şey istermisin ?

İzleyiciler