23 Eylül 2010 Perşembe
FUAT SÖYLEMEZ'E
Gittin,(25 Eylül 2008 saat 17.13’de)
Geriye mecburen boyun eğmiş,donuk,hasretinle kavruk,milyonlarca soru işareti ile dolu bir karanlık bırakıp gittin…
Dolmuştu bizimle birlikte olan zamanın,
Vakit tamamdı,onca direnmemize rağmen ,o çok sevdiğin şiirdeki gibi,
çağırdın ‘Abbas’ı,’işte oldu akşam’dedin ve gittin,
Öyle apansız oldu ki gidişin,yüreğimdeki kum saatini,o göz açıp kapayıncaya kadar geçen’seninle’yaşamaktan,sanki bir daha sabahı gelmeyecek’sensiz’ yaşamanın akşamlarına ters yüz ederek gittin….
İçimde hayattaki en yakın arkadaşını kaybetmiş olmanın yokluğuyla zayıflamış,kupkuru kalmış kalbimi bırakarak,beraberce yaşadığımız milyonlarca ‘anı’ ‘anıya’dönüştürerek gittin.
Önce gözlerim öksüz kaldı yokluğunda,bir daha ağlamayacak gibi kurudu,sonra da artık sana şımarıklık yapamayacak ruhum.
Taşlaştı geride bıraktığın hala yaşayanlar,olduğu gibi dondu kaldı
Seninle birlikte yaşamak,her gün senden yeni bir şey öğrenmekten keyif almaktı,
Seninle birlikte yaşamak,yorgun argın işten eve döndüğümde,hala beni küçük kızı gibi karşılayan adamın omuzuna kafamı yaslayıp,sakinleşmekti,
Seninle birlikte yaşamak,senin kızın olmaktan her gün gurur duymaktı
Ve seninle birlikte yaşamak,senin için hayata karşı güçlü olmaktı,senin için hayata direnmekti,
Direnme gücümü yok edip gittin.
Hayatın soğuk,vurdumduymaz,ruhsuzca devam ettiği 2 sene sonunda,hala kalbime batan dikenleri temizlemeye çalışırken,seni her düşündüğümde ister istemez gökyüzüne bakıyorum,
Oradasın biliyorum,
Alabildiğine özgürsün artık gökyüzünde,hep istediğin gibi,
Dokunmuyorum kanatlarına incinirler diye,
Sen gittiğin yerde mutlu ol da,biz nasılsa öğreniriz kalbimizdeki dikenlerle vücudumuza kan pompalabilmeyi,
Yaşarız işte bölük pörçük,
Tekrar bir araya gelene kadar………
14 Eylül 2010 Salı
UYANIŞ
Saatler yaşamı küçümseyerek koşuşturuyordu,
O ise öylece oturuyordu koltuğunda,
Kendi bedenindeki uzun yolculuğundaydı bu gece,
Yıllardır bir türlü çıkarıp atamadığı kronik sevgisini sorguluyordu içindeki,
kendinden geriye neler kalabileceğini görmeye cesaretlenmişti sonunda,Oturduğu yerde,yüzünde kendinin olmayan bir fotoğrafla,artıklarını biriktiriyordu çöp torbasına
Bütün sabahlar gecenin kefenidir ya,
Öyle beyazdı yeni doğan sabahta herşey,
Daha önce gün ışığının hüznünü hiç böyle duymamıştı,
Sorgusuz bir başeğmeydi bu sabah,
sorgulu gecenin ölüleri uzanmışken içine,kalktı,erguvanlara su verdi,
Çöp torbasına içinden çıktığı kozayı da koyup,hesabı ödemeden çıktı yeni doğan gün ile sarmaşmaya
Sonuçta hayat cinsel yolla bulaşan ölümcül bir hastalıktı,
Ve doğumu,ölümüne doğru attığı ilk adımdı,
Kalan zamanını iyi değerlendirmeliydi...............
10 Eylül 2010 Cuma
ÖZGÜR ÇOCUK 'ÖZGÜR' 2
Yazılarımı okuyanlar Özgür ile zaten tanışıyor.
(Bilmeyip te tanımak isteyenler blogda 29 haziran tarihli yazımı okuyabilir.)
Tanışanlar ve durmadan soranlar için söylüyorum.İşin peşi bırakılmadı,sindire sindire,ince ince işliyoruz,doğru taşları doğru yerlere yerleştirmeye uğraşıyoruz.
Bulaştın bir kere bize Özgür'üm,bu kadar deli ile ne yapacaksın bilmiyorum.
Bugün tatil resimlerini inceledim Özlem Teyze'nin yayınladığı.
Daha önce de bir kaç resmini görmüştüm ama resimleri görünce o resimlerin arasında senin de daha net bir resmin varmı diye heyecanla takip ettim.
Bir resme geldim,iki aykırı ayak kumlara bir resim çizmiş,
Balık ile kanat karışımı bir şey,ben daha çok kanat gibi algıladım ya da öyle yakıştırdım sana.
Çünkü her yere kendi kanatlarını çizmen gerek daha da özgür olabilesin diye........
Sonra senin yakın çekilmiş bir resmine ulaştım.
Nasıl yakışıklı bir genç adam,nasıl cin bakışlar
Ve o bakışlardaki delici ateş........
O ateş hiç sönmesin Özgür'üm,yanındayız................
29 Ağustos 2010 Pazar
TAŞINIYORUZ.........
Bazen,Tanrı'nın ufacık bir fiske atası gelir hayatına..........
Tam da her şey senin istediğin gibi giderken,bir şey kopar senden,
Sert bir rüzgar eser ''Biri mi gitti ?''dersin
Sert bir rüzgar eser ''Biri mi gitti ?''dersin
Yakalayıp düğümlemeye çalışırsın kopanını,düğüm ele takılır,
Bir günde değişir ömrün,planların,
Sabah yataktan kalktığında ömür senin ömrün değildir,
Sesinin tonu değişir,yüzünün rengi,
Yediğin yemeğin tadı,uykuların,
Rüyaların,
Aynada tek parça görünen bedenin içinde lime limedir,Önünde bir ölüm dolusu izmarit,oturursun öylece
Vakit gelmiştir artık,kendinden taşınma zamanıdır,güzergahın değişiktir......
Valizlerce dolu anı ile taşınırsın kendi sessizliğine,
Elin varmaya varmaya boşaltırsın mutluluk dolaplarını,
Valizleri kapı önüne yığıp,son bir sigara için oturursun eski koltuğuna
Alışıksındır duruma,daha önce de olmuştur,
Korkmazsın o yüzden,
Zaten korkmayı bırakalı da çok olmuştur,
İnşaat zamanı gelmiştir,
Birer birer tekrar örmeye başlarsın indirdiğin kale duvarlarını,bir tuğla bir tuğla daha.....
İnşaat zamanı gelmiştir,
Birer birer tekrar örmeye başlarsın indirdiğin kale duvarlarını,bir tuğla bir tuğla daha.....
Sessizce beklersin yeni bir mutluluğa taşınma zamanını,
Buraya da fazla yerleşemezsin zaten
Sonuçta sen hep kiracısındır,hayat ev sahibi.......
21 Ağustos 2010 Cumartesi
TESLİMİYET
Hayaller renkli,metabolizma yenidir ilk başlarda,
Yaşanacak çok farklı heyecan,değiştirilecek koca bir dünya vardır önünde başkalarının şimdiye kadar deneyip değiştiremediği,
Yaşanacak çok farklı heyecan,değiştirilecek koca bir dünya vardır önünde başkalarının şimdiye kadar deneyip değiştiremediği,
Onlar beceriksizse sana ne,sen yapabilirsin,
Güçlüsün çünkü,
her şeye muktedirsin,
Ukalasındır da,
Genelde özür dilemek,boyun eğmek bir borç gibidir hem de en zor ödenen hali
Sen doğrusundur hep,
Her soruya verilecek bir cevabın,her cevaba kafa tutulacak bir sorun vardır,
Sonra yeldeğirmenleriyle savaş başlar,
Kıyıya vuran denizyıldızlarını tekrar denize atıp onları kurtarma çabası,
Borçlu başkaları olsa da kalbe gelen hacizlere karşı direnme günleri,
Sonra sevdiklerinin hayatından yok olması,
Her şeye neden ürettirsin ama bir gün fabrikaların iflas eder.
Ve anlarsın,
Sen de hiçbir şeyi değiştiremeyenlerdensin,
Büyürsün,
Farklılığının makyajı akar,herkesleşirsin
Çocukluğunu naftalinle gizleyip,
Hatıralarının rengini siyah beyaz’a çevirip ,sinemaskop filmler çekersin,
Artık her geçen dakika metabolizmanı çökerten bir olgudur.
Özümsersin,
Olan olmuş,olacaklar da olacaktır,
Olmuş ve olacak asla değişmez,
Teslim olursun,
Artık hayat kızgın boğa sen kırmızı pelerin..
18 Ağustos 2010 Çarşamba
MASUMİYET
Hepimizin peşinde koştuğu tek şey var,
Ufacık bir masumiyet izi,
Yaşadıklarımız ve yaşayacaklarımız kirletirken üstümüzü başımızı,
Sol omuzumuzdaki bize durmadan fısıldarken,
birbirimizde kötü enerjileri bırakıp kendimizi topraklıyoruz,
Sevişirken yüzleri olmayan bedenlerle,duydukları hazlar içimizi acıtıyor,
Masum olmayan eski ilişkiler,yeni yaşanacak olanları da öldürüyor,
Ve farkında bile olmadığımız masum insanlar seviyor bizi içten içe,
Bir otobüs durağında bir kavşakta karşılaştığımız,
Ama biz bütün masumiyetleri yetinmezler için harcıyoruz.......
Sonunda bize düşen ,
Burnumuza kadar batmışken,
günahlarımız kadar masumiyetlerimizi aynı güçte hatırlatacak bir hafıza bağışlaması için
Tanrı'ya yalvarmak oluyor.....
Ufacık bir masumiyet izi,
Yaşadıklarımız ve yaşayacaklarımız kirletirken üstümüzü başımızı,
Sol omuzumuzdaki bize durmadan fısıldarken,
birbirimizde kötü enerjileri bırakıp kendimizi topraklıyoruz,
Sevişirken yüzleri olmayan bedenlerle,duydukları hazlar içimizi acıtıyor,
Masum olmayan eski ilişkiler,yeni yaşanacak olanları da öldürüyor,
Ve farkında bile olmadığımız masum insanlar seviyor bizi içten içe,
Bir otobüs durağında bir kavşakta karşılaştığımız,
Ama biz bütün masumiyetleri yetinmezler için harcıyoruz.......
Sonunda bize düşen ,
Burnumuza kadar batmışken,
günahlarımız kadar masumiyetlerimizi aynı güçte hatırlatacak bir hafıza bağışlaması için
Tanrı'ya yalvarmak oluyor.....
15 Ağustos 2010 Pazar
ÇOK ZOR.......
Çok zor......
Bazen,
..........mış gibi yapmak,
.........mezden gelmek,
avaz avaz susmak,
kendi uçurumlarının kenarından manzarayı seyretmek,
vazgeçmemek,
gülümsemek,
sevmemek,
sevmek,
yok saymak,
kendi gölgene basmamak,
cehennem ateşlerine odun biriktirecek,
sol omuzunun fısıldadığı günahları işlememek,
sol omuzunun fısıldadığı günahları işlememek,
gelmeyeceği beklemek,
gelecek olandan kaçınmak,
iyi insan olabilmek,
beklentileri küçültmek,
ömürden çalmamak,
sevgide kazanmak,
mucizelere inanmak,
kendini kendinden arındırabilmek,
duymamak,görmemek,konuşmamak,
ve böylesine sıcak bir pazar gününde
herkesi mutlu edebilecek,
mutluluk kelebeği yazılar yazmak
mutluluk kelebeği yazılar yazmak
Gerçekten çok zor...........
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






