17 Şubat 2010 Çarşamba

YALNIZLIĞA SUSUYORUM


Hiç sıradan bir insan olamadım ben.Doğumumda bile sıradışı bir şey yaşanmıştır mutlaka,mesela ağlayarak doğmak yerine kahkaha atarak doğmuş olabilirim.Araştırmam lazım.
Hep sıradan olmayan seçimler yaptım,sıradan olmayanı yaşadım.Sıradan olmayan sevgiler,nefretler,üzüntüler yaşadım.
Sıradan olmayan yerlerde bulundum zaman zaman.
Broadway'de bir müzikali tüylerim diken diken izledikten sonra,Sulukule kaldırımlarında oturup,tanımadığım yaşlı bir teyzenin tanımadığım torununun hastalığına ağladım beraber sigara içerken.
Dünyanın en seçkin restoranlarında en güzel yemekleri yediğim seyahatlerden döndükten sonra,en çok paslı iskele ayaklarından toplanmış midyeler eşliğinde,salaş meyhanelerde 'şişede balık olmak'tan zevk aldım.
Başka ülkelerdeki ciddi iş toplantıları sonrası,üzerimdeki sıradan üniformaları çıkarıp en rahat kıyafetlerimle kaldırım lokantalarındaki garsonlara kahve falı baktırdım.
Görünüşüm bile sıradışı benim.Mutlaka üzerimde sıradışı bir takı,asimetrik bir hırka veya acaip bir ayakkabı bulunur sıradanlık denizinde boğulmamak adına.
Bir nevi isyan bu herhalde,bilmiyorum psikolojik açılımını ama hayattaki duruşum bu benim.
Şimdi,durduğum yerden kıpırtısızca hayata bakıyorum.Şu duruşumu görenler aslında çok yorulduğuma,gerçekten çok yorulduğuma asla inanmazlar.
Sıradışı zevkler,düşünceler,sevgiler,nefretler,ayrılıklar,çıldırışlar taşırken,çoğu sıradan insanlarla dolu bir dünyada,sıradan ilişkiler yaşamaya mahkum edilmiş lanetli sıradışı bir insanım ben.
Sıradışılığımın yalnızlığıyla içim kavrulurken,iliklerime kadar üşüyorum.

Pınar Söylemez