9 Mayıs 2010 Pazar

MASKELİ BALO

Kimse değil,başkaları değil,önce ben terk etmişim kendimi.......
İlk önce ben küçümsemişim kendimi......
O yüzden verilmiş bu maskeli baloda kendini hiçe sayıp başkalarının mutluluğu için yaşama kostümü bana ödül olarak.......
Alışkanlıklarımdan kolay vazgeçemediğim,kimseden  ve hiç bir yerden kolay gidemediğim ve  o beş harften oluşan ,dile kolay bana zor  'HAYIR' kelimesini söyleyemediğim için,bana giydirilen kostüm dar gelse de üzerime nefesimi tutarak yaşıyorum.
Böylece fazlalıklarım kostümümden fışkırmıyor ve ben insanlara onların istedikleri gibi davranınca onlar da beni seviyorlar.......Ne hoş ......
 Kir tutmadan yaşıyorum üzerimde en azından,ben hariç herkes mutlu......
Ama  onca deneyip yanılmadan,onca düşe kalka yaptığım  danslardan sonra baloda,ayak oyunlarına uydurmaya çalışırken kendimi ,onca insan ayağıma basmışken ,tutamıyorum artık nefesimi,yamalara atılan dikişlerim patlıyor.
Başka bir kostüm arıyorum şimdi,onu bulup baloya geri döneceğim,bu da dar gelene kadar nefesimi tutabilirim herhalde.
Aslolan baloda var olmak değil mi ?


8 Mayıs 2010 Cumartesi

CANIM ANNEM FERHUŞ'UMA........




16.12.1982 YILINDA Canım annem tarafından bana yazılmış şiire cevaben=



Canım Annem,


Senin bu yeni yıl armağanını bana vermenden itibaren geçen bu 28 sene içinde başımızdan çok olay geçti.Çok düştük,üzerimizi temizleyip çok kalktık düştüğümüz yerden,yaralı ama güçlü devam ettik tekrar yürümeye hep beraber.
19 ay önce de en önemli parçamızı uğurladıktan sonra senin de şiirinde belirttiğin gibi gerçekten birbirimizin can yoldaşı,dert ortağı,arkadaşı haline geldik.
Eskiden de öyleydik ama birbirimizden başka sarılacak kimsemiz kalmayınca,daha bir sıkı sarıldık birbirimize……
Senin şiirinde benim için dilediğin güzel şeylerin hepsinin başıma gelmesini gerçekten senden çok isterdim ama hayat senin dilediğin derecede gülen yüzünü dönmedi bana,ben genelde biraz bana çatık kaşlarla bakan tarafına denk geldim.
Fakat bana verdiğiniz mücadele gücüyle başımı çok da eğdiremedi önünde,sindiremedi beni yeterince…..
Çocukların ailelerini seçerek dünyaya geldiklerine inanırım ya ben,hayatımın en isabetli seçimini en başta yapmışım.
İyi ki benim ailem olmuşsunuz,iyi ki senin hücrelerinden oluşmuşum,iyi ki siz şekillendirmişsiniz benim hayatımı……..
Senin kızın olmaktan her zaman gurur duydum ve duyacağım………

Seni çok seviyorum,

Hep yanımda ol,hep ellerim avuçlarında olsun.

Anneler günün kutlu olsun……………

6 Mayıs 2010 Perşembe

HERKESİN KENDİNDEN BİR ŞEYLER BULABİLECEĞİ ÖYKÜLER (3)

Kısa bir cesaret ve hüzün öyküsü bu………


Kadın 20’li yaşların 2.yarısında.
Nişanlı,mutluluk hayalleri kuruyor.
Klasik evlilik hazırlıkları yapılıyor.
Umudu vardı herhalde gelecek günlerle ilgili,sevdiği adamla evlenecek,çocukları olacak,hayatın rutinine uyacak,mutlu da olabileceğini düşünüyordur mutlaka…..

Erkek 28 yaşında.
Özel bir şirkette finansman bölümünde çalışıyor.
Çok sakin bir yapıda ama içten gelen pozitif bir enerjisi var insanlara karşı
O da mutluluk hayalleri kuruyor gelecek günler için nişanlısıyla beraber.

Her ikisinin içinde de meyve vermeyi bekleyen tohumlar var,gelecek baharla patlamasını bekliyorlar.

Sonra o haberi alıyorlar.
Kadın o Allah’ın belası hastalığın mikrobunu taşıyormuş içinde.Hem de en kötü cinsinden,hemen yayılanından olanını.
Çok sancılı bir süreç başlıyor,4 ameliyat,onu insan kılığından çıkaran tedaviler…….
Artık evin içinde bile yürüyemeyecek duruma geliyor 2,5 sene sonunda…..

Adam hep onunla beraber,hiç olmazsa evlenme defterine imza atabilecek kadar güçlenebilmesini diliyor,hemen evlenebilmek için……..

2,5 sene sonunda son ameliyat zamanı.

Doktorlar şansının % 50’nin altında olduğunu ve masadan kalkamayabileceğini söylüyorlar kadına …….
Bir küçücük umut ışığı uğruna ölüme yatıyor kadın ve kalkamıyor.
Geride koca yürekli üzgün bir nişanlı ve zamansız gelen kışla oldukları yerde donmuş tohumlar bırakarak……..

İşte gerçek hayat,gerçek mutsuzluk,gerçek cesaret bu…………

Hayatın aşamalarında karşılaştığımız sevgisizlik,yalnızlık,parasızlık,işsizlik gibi daha bir çok ‘sızlık’lar değil.
Mutsuz değiliz aslında hiçbirimiz böyle bir hikaye yaşayana kadar,hayatın haberi olmadığı halde ona yaptığımız kaprislerimiz içimizde abarttığımız mutsuzluklarımız……….

Böyle bir hikayeye kahraman olmamanızı

Ve…….

Kadının iyi bir yere gitmiş olmasını,orada yaşadığı acıları unutabilecek kadar huzura kavuşmasını………

Adamın bundan sonraki hayatında tekrar içindeki tohumları yeşertecek kadar hayat tarafından torpil görmesini diliyorum………



Bunaldınız mı biraz bu yazıdan?
BUNALIN ve elinizdekilerin kıymetini bir kez daha gözden geçirin………..


Hikayenin GERÇEK KAHRAMANLARI

Adam= Çalıştığım iş yerinde sohbetimin ‘günaydın’,iyi akşamlar’dan öteye geçmediği,arkadaşım olmayan biri.

Kadın=Arkadaşım olmayan adamın hiç tanımadığım nişanlısı

5 Mayıs 2010 Çarşamba

BÜYÜMEKTİR BU........


Bir gün gelir,aniden anlarsın her şeyin farklı olduğunu......
Büyümektir bu...
Yaralar almış,yaralandıkca yaralamışsındır.....
En büyük yalanları en yakınlarına söylemiş,en derin yaraları senin en yakınına sokulanlardan almışsındır.....
Kanamış,pıhtılaşmış,kanıksamışsındır hayatı olduğu gibi,
Büyük,küçük ödünlere bölerek hayatı,oyunu bozmamak için uzlaşmaya,susmaya çalışarak zehirlene zehirlene ilerlemeye çalışmaktasındır.
Yola çıktığın sakin sahile geri dönüş şansı da kalmamıştır,tek teselli dalgaların üstünde kalabilmektir artık...
Kimse kimsenin gözünün içine bakamamaktadır artık korkusuzca.
Ne yana dönsen kendine çarparsın içindeki kalabalıkta.....
Korkularla,yorgunluklarla değiş tokuş edilmiştir çılgın aşklar,uyuşukluğa teslimdir,kaç promil değerinde uyuşturduğuyla ölçülür ederi.
Ölüm de artık sadece başkalarının başına gelebilecek bir masal değildir artık.
Büyümektir bu..........
Ve büyümek her gün biraz daha yalnızlaşmaktır........

2 Mayıs 2010 Pazar

AĞZINDA YALAN VARKEN KONUŞMA


Hepimiz çocukken,daha beyin loplarımızın etrafındaki damarlar grileşmemişken, büyükler tarafından söylenen ve ilerlemiş hayatımıza damga vuran genel söylemler,tavsiyeler vardır=


‘’Terli terli su içme’’

(Halbuki en su içilesi zamanlar terli olunan zamanlardır)

‘’Ağzında yemek varken konuşma’’

(O lokmayı yutana kadar insan çatlar hele de benim gibi gevezeyse)

‘’Yabancılarla konuşma’’

(E nasıl tanıyacağız yeni insanları?Sadece tanıdıklarımızdan mı ibaret olacak dünya?)

‘’Kar yeme kuyruğun çıkar’’

(İşte sebep budur her kar gördüğümde ağzıma bir parça atma ve kuyruğum çıktımı diye bakmamın hala…..)

‘’Çok koşma…….’’

(Nasıl da zevklidir özellikle yokuştan aşağı elleri iki yana açarak çılgın gibi hiçbir yere doğru koşmak)

‘’Bak yemezsen kuşlara veririm…….’’

(Veeer,onlar da yesinler mutlu olsunlar)


ve psikolojimizi Kemalettin Tuğcu romanlarından daha fazla ezen sorular vardır.



‘’Anneni mi babanı mı daha fazla seviyorsun…….’’

(O gün en zor mukayeseye zorlarsınız küçük beyinleri.Ben kolayını bulmuş ve ‘öğretmenimi’diye cevap vermiştim,her ikisini de yarış dışı bırakarak)


Bir güncel tavsiye de benden olsun yeni nesillere………


‘AĞZINDA YALAN VARKEN KONUŞMA’Çünkü en büyük zararı o verir karşındakine

29 Nisan 2010 Perşembe

ZAVALLI POLYANNA

'Polyanna' modunda annemizden doğduğumuzda gözümüzü açtığımız dünya 'Alice Harikalar Diyarında' tadında olsaydı,hayatımızı sürdürürken,hayat labirentlerinde  'Hansel ve Gretel' gibi hiç kaybolmasak,önümüze sık sık 'Allattin'in sihirli Lambası' çıksa,bütün isteklerimiz bir dilekle gerçekleşse,bize yalan söyleyenlerin burunları 'Pinokyo' gibi uzasa,yaşarken hiç bir zaman 'Pembe Panter' gibi yağmur bulutları üzerimizde dolaşmasa ve bir gün 'Pamuk Prenses' gibi yakışıklı bir prens tarafından öpülüp,'Kül Kedisi' gibi fakirlikten kurtulup saraylarda ömrümüzün sonuna kadar yaşasak ne güzel olurdu değilmi?
Ama yok öyle bir dünya.........
Bu masalları anlayamayacak kadar minik bebeklere,masal dinleme çağı henüz geçmiş çocukların tecavüz edip onları öldürdükleri bir mahşer yeri burası.
Polyanna'yı da en son Boğaz köprüsünün parmaklıklarında görmüşler,elinde intihar mektubuyla.
En altta 'Çok mutsuzum' yazıyormuş...........

21 Nisan 2010 Çarşamba

3000 DEĞİŞİK PINAR TARİFİ

İÇİMDEKİLER

Hayal kırıklığı          1 Ton
Yalnızlık                  100 Kg
Sevgi                      Kucak Dolusu
Nefret                    1 Tutam
Yaşama Sevinci      1 Çay Kaşığı
Pişmanlık               Göz Kararı
Sıkıntı                    1 Bağ
Delilik                    Alabildiğine
Umut                     1 Diş
Asabiyet                Oldukca


HAZIRLANIŞIM

Karışım büyükce bir kabın içine alınır,üzerine bir miktar jülyen kesim hayal  eklenerek,soğuk kulak memesi kıvamına gelene kadar karıştırılır,bahar güneşinde beklemeye alınır.
Kırmızı şarap ile birlikte servis yapılması şefin tavsiyesidir.

AFİYET OLSUN..........

İzleyiciler