5 Mart 2015 Perşembe

Sen,Ben,Aşk........




Sen;
Yüzme bilmediğini söylüyorsun.
Sığ suları tercih edişin hep bu yüzden, sığ sulara çivileme atlayışın.
Ayakların yere bas/a/mıyor diye mi şimdi tüm bu telaşın?
Gülümsüyorum.’’Zamanında aşk boyunu aşmış,’’ diyorum sana.
’’Korkun bu yüzden,ver elini beraber yüzelim’’.
''Yüzme bilmeyene yüzme öğretmek zordur, ''diyorsun.
''Aşk öğrenilir mi?'' diye soruyorum sana. 
''Öğretilir mi? ''
Susuyorsun,bırakıyorsun elimi.
İlk fırsatta terk ediyorsun gemiyi.
Hiç kulaç atmadan,denemeden en azından.
Suskunluğun can simidin olmuş güvendiğin,kaçışın flikan,
Önüne gelen ilk kıyıya çıkıyorsun.
Boğmak mı yoksa boğulmak mıydı esas korkun merak ediyorum.
Arkandan bakarken,elimde avucumda kalan sadece deniz tutmaları,ilk rüzgarda yıkılıveren kumdan bir kale...
Ben;
Gözlerim kapalı atlıyorum her zaman suya.
Yüzmek yetmiyor,hep derinlere dalıyorum.
Derinlerde yaşıyorum.
Korkum yok açık denizlerden.
Vurgun yemekten.
Hazırım.
Ufukta hiçbir kara parçası gözükmüyor şimdi.
Güvertede tek başınalığım. 
Açık denizde.
En dipte, nefessiz kaldım,yüzeye çıkmak telaşındayım.
Ben yüzeye çıktıkça gemi her tarafından su alıyor.
Su soğuk. 
Su tuzlu. 
Su yakıyor.
Zaman kesiklerinden gözlerime tuzlu anılar akıyor.
Aşk;
Boyunu geçmekle kalmıyor işte.
Vurgun da yemek lazım.
O karşılıksız,hala burada,açık denizde,gemide.
Gemi batıyor.
Biz bıraktık,kurtardık kendimizi.
Ama o gemiyi terketmiyor..........