30 Mart 2010 Salı

DENGESİZ DENGEM

Dengesizlik üzerine kurulmuş bir dengem var benim.
Akıl üzerine kurulu deliliğim,
Yalnızlık üzerine kurulu kalabalığım,
Duygusallık üzerine kurulu sağır bir duyarsızlığım,
Sevgi üzerine kurulu deli nefretim,
Mutluluk üzerine kurulu mutsuzluğum,
Kaybetmek üzerine kurulu kazanma hırsım,
Bilgi üzerine kurulu cehaletim,
İyilik üzerine kurulu kötülüğüm,
Ve çare üzerine kurulu çaresizliğim var.
Bu dengeyi hep korumaya gayret ediyorum,geri adım atmıyorum.
Ben bile zaman zaman kendi hareketlerimin nedenlerini çözemezken,başkalarının formüllerimi çözüp beni sevmelerini beklemek onlara haksızlık oluyor ama......
Razıyım,çünkü  DENGESİZ DENGEMİ seviyorum.

28 Mart 2010 Pazar

YAĞMUR

Yağmur  yağıyor.
Evimin en sevdiğim köşesinde oturmuş,mükemmel bir Bursa manzarasını izliyorum.Yıkanıyor Bursa,tozlarından arınıyor.
Daha fazla dayanamayıp balkona atıyorum kendimi olduğum gibi.
Camlarından yağmuru seyredenlerin şaşkın bakışları eşliğinde,iliklerime kadar ıslanmayı bekliyorum dışarıda.
Annem oturduğu yerden sessizce izliyor durumumu.
En sonunda feryat etmekten vazgeçip alıştı yağmurla aramdaki gizli ilişkiye.Sadece'Havlu getireyim de ortalığı batırma içeri girerken'diyor.
Evet,gizli ve tuhaf bir ilişkimiz vardır yağmurla.Aramızda gizli bir dil vardır.Durumum müsaitse,her sağanağa bir sevgiliyle buluşmaya gider gibi  heyecanla giderim,eğer gidemeyeceksem de istemeyerek sevgili randevusunu ertelemiş ama aklı onda kalmış bir ruh haline bürünür,içten içe hayıflanırım.
Yağmur da sever beni,sıkıntılı anlarımda ruhumu okşar,beni sakinleştirir.
En büyük travmamı yaşadığım,acıdan heykel olduğum gün,kafamı yukarı kaldırıp sorularımın cevaplarını aradığımda,hiç olmayacak bir havada  elçi olarak gönderilmiş,damlalarıyla yüzümü okşayarak bütün cevaplarımı vermiş beni rahatlatmıştır...
Yağmur yağıyor,Bursa yıkanıyor,ruhum yıkanıyor,'Derya Köroğlu'nun dediği gibi yağmurun küçük elleri saçımı okşuyor.
Ben de teşekkür ediyorum ona sırılsıklam olarak....

27 Mart 2010 Cumartesi

ALINLARI ÇENTİKLİ İNSANLAR (1)

Bazı insanlar bu dünyaya ait olmayarak gelirler yeryüzüne.
Bu dünyanın kurallarıyla yaşamayı beceremeyecek kadar aykırıdırlar.
Onlar ve diğerleri vardır yaşadıkları dünyada.
Bıkmadan usanmadan mutluluk denemelerinde bulunurlar diğerleri gibi yaşayabilmek için,ama bir şarkıda da dendiği gibi'düştükleri her yenilgide Tanrı bir çentik daha atar alınlarının üzerine'Böylece kolaylıkla ayırt edilebilirler alınlarındaki çentiklerden,kalabalıklar arasında.
Kalplerinde ambulans sesleriyle koşarlar yeni denemelere,can havliyle kendilerini atabildikleri yeni bir ilişkide bir solunum cihazı,bir şok aleti bulabilmek ümidiyle.
Ama her yeni deneme yeni bir yara,yeni bir çentiktir onlar için.
Ancak bir benzerleri tarafından kurtarılabilirler ama onlara benzeyenler de daha kendi geçmişlerinin hayaletlerini içlerinde yaşatırken başkalarının hayaletleriyle mücadele edecek gücü bulamazlar kendilerinde.
Evet bazı insanlar bu hayata ait değildir ve akıllarını susturup,kalplerini deliliğe çevirip yaşayıp giderleröylesine kalabalıklar arasında.
Orada büyürler ve büyürken hep üşürler.

Not=Son zamanlarda çok severek dinlediğim Emre Aydın'ın 'Bu Yağmurlar' şarkısındaki bir cümleden etkilenerek kaleme alınmıştır.Devamı da olacaktır.

26 Mart 2010 Cuma

DOSTUM'A

Gecenin son çeyreğinde,tam taksiye binerken durdum,sana baktım bir an.O bir anda veda ettiğim gece geçti gözlerimden.
Gittiğim yerden sana getirdiğim minicik hediyeler,onları büyük bir coşkuyla kabul etmen,pahada en hafif manada en anlamlı olanı için adeta sevinçten çılgına dönüp bana sarılman,bu hediyeyi nasıl kullanacağın ile ilgili planların,kahkahalarla izlediğimiz harika film,birbirimize anlattığımız anlatılması en acıtıcı konular,bizi bir daha birbirimizin suratına bakamama derecesine getiren ilk kavgamız, pes edip barışmamız  ve birbirimizin hayatında hep olabilmek adına geleceğimiz için verdiğimiz karar geçti gözlerimden.
Bu kısa an içinde gözlerimden geçen bu anılar,aşağıya inip kalbimden geçti sonra.
Sen geçtin kalbimden.
Kalbime önce saplanıp sonra sırtımdan çıkıp giden bir kurşun gibi....
Önce yanmuştı içip,o anda  dondu birden.
Daha önce de yaşadığım böylesi anlardan sadece en sonuncusuydu.
Önce zamanın dışına çıkıp sonra hayatın içine geri  dönmüştüm yine.
Önce yaşayıp sonra ölmek gibi....
Önce ölüp sonra dirilmek gibi....
Güle güle potansiyel sevgilim,
Hoşgeldin sevgili dostum.............

25 Mart 2010 Perşembe

PUZZLE

Hayatıma o veya bu şekilde giren bütün insanlara,kendi parçalarımdan oluşan armağanlar verdim süslü hediye paketleri içinde,daha çok sevilebilme,daha fazla onay görebilme adına.
Giden herkes bir parçamı da yanında götürdü giderken,kendi kimsesizliklerini,yalnızlıklarını bende terkedip.
En büyük parçalarım en çok sevdiklerimle gitti.
Yüzümü bahar güneşine dönüp ezber bozuyorum bugün.
Biliyorum ki temize çekmezsem şimdi kendimi,bu hayat beni yutacak.
Bende kalan mesut acıları,ayrılıkları,ihanetleri,kimsesizlikleri ve iyileştirdiğim yaraları iade ediyorum sahiplerine.Tanımaya çalışırken benden koparılan bütün kişiliklerin sahiplerini affediyorum.Bana miras bırakılan duygu hasarları için kimseden tazminat istemiyorum.
Ve dağıttığım onca insandan en büyüğünden en küçüğüne bütün parçalarımı geri çağırıyorum kendimle bütünleşip artık üşümemek adına.
Hayat eğilip benim de alnımdan öpebilsin diye.

21 Mart 2010 Pazar

BEN DİYE BİR ŞEY YOK!!!!




Ben diye bir şey yok,
Siz diye de bir şey yok.
Her sabah aynaya baktığınızda arka arkaya kaç tane siz görüyorsunuz?
Duvarda asılı kaç maskeniz var günün durumuna göre içlerinden birini seçip takabileceğiniz?
Kaçınız başka insanların yanında bütün duygularını ortaya döküp en dibe kadar inebiliyor,kınanabileceğini bile bile?
Kaçınız kontrolünü kaybedip, rezilcesine içip,bütün kızgınlıklarını haykırabiliyor sizi kıranlara,dünyaya veya kaçınız sizi kıranı paramparça  kırabilecek kadar gaddar?
Kaçınız açık yaralarını başkalarına gösterebiliyor?
Kaçınız karşısnızda kendiniz kadar yaralı birini görünce korkup kaçmıyor?
Kaçınız kırılmış hayat aynanızın boşluklarını saklamadan,olduğu gibi yansıtarak yaşamını sürdürebiliyor?
Kaçınız karşısındaki içten içe sevdiği insana'seni seviyorum'diye haykırabilecek kadar veya sevmediği insanla hayatını sürdüremeyeceğinin bilincine varabilecek kadar  güçlü?
Veya kaçınız size sevdiğiniz kişi tarafından sunulan hediye süsü verilmiş ayrılıkları sineye çekip kabullenmiyor,omuzlarını dik tutmaya çalışarak çekip gitmiyor,direniyor?
Kaçınız başka hayatlar yaşamak isterken yaşadığı hayatla tatmin olabiliyor?
Peki ya ben mi?
Ben de sizlerden biriyim.
Benim de serseri ruhum bedenime hapis,yaşamı ve duyguları çok ucuzca harcayanlardanım.
Ama en azından sabah aynanın karşısında günlük durumuma uygun maskemi itina ile takarken,'ben diye bir şey yok,siz diye de bir şey yok'diye isyan edebilenlerdenim.
Çünkü.........
BEN DİYE BİR ŞEY YOK,
SİZ DİYE DE BİR ŞEY YOK!!!!!!!!!!!!!!



20 Mart 2010 Cumartesi

İYİLER ERKEN ÖLÜR.......

İyiler erken ölür.....
Çünkü yaşarken derinliğine,iliklerine kadar yaşarlar,kendilerinden başka etraflarına da bakarlar.Yaşadıkları hayatı,başkalarının hayatıyla birlikte birleştirip,öyle sürdürürler yaşamlarını.
Dert edinirler sokaktaki zavallı bir köpeği,memleket meselelerini,dünyanın gidişatını.Bolca itiraz ederler,karşı koyarlar,baş kaldırırlar.'Neden' diye sorarlar.
Hep yakındırlar inceliklerle de,sanatla,doğayla,müzikle.Tat alırlar bir şarkıyı dinlerken,deniz kenarından dalgaları seyrederken.
Ayırt edebilirsiniz  zaten bu insanları diğerlerinden kolayca.
İyi bir dost,sırdaş,bir eş,bir anne/baba ve iyi bir evlattırlar zamanları elverdiği süre boyunca.
Herkesten çok yorulurlar ama didişmeye devam ederler dünyayla.Dünyanın zehirini emerler diğerleri rahat yaşasın diye(ki onlar sayesindedir bir nebze yaşanılır oluşu)
Kendilerine verilmiş görevle dünyaya gelirler ve hiç şikayet etmezler uğraşmaktan ve görevlerini tamamlayınca etraflarına yaydıkları ışığı da alıp,çekip giderler.
Bu tarz insanların arkalarında kalanlar için,gidenler kaç yaşında olurlarsa olsunlar her ölüm erken ölümdür.
Ama biletleri gidiş dönüş olarak kesilmiştir ve giderken arkalarında içinde yaşanılması ama aynı zamanda başkaldırılmaya devam edilmesi  gereken bir dünya,sorulması gereken 'neden'ler,devam ettirilmesi gereken iyilikler ve farkındalıkla bakılması gereken güzellikler bırakırlar miras olarak
İyiler erken ölür.........

İzleyiciler