9 Nisan 2010 Cuma

SİRKTEKİ TRAPEZCİLER

Sirklerdeki trapezcilere benziyor aşklarımız…….

Ama acemi,şaşkın bir o kadar da kendini beğenmiş olanlara......
Altımızda güvenlik ağı yokken ve trapez üzerinde bir o yana bir bu yana sallanırken yaşıyoruz aşklarımızı.
Trapezin bir yanında, havaya yaptığımız atlayıştan sonra ,kuvvetle muhtemel  bizi güvenle kavrayabilecek kollar varken,biz karşı yanda bizi belirsizliklerle bekleyen hiç tanımadığımız veya tamamen bize aykırı olan insanlara doğru atıyoruz kendimizi,onların da bizi güvenle kavrayabileceği düşüncesiyle.
Bir nevi Tanrı rolü üstlenme hevesiyle,bize hiç uymayandan bize uyanını,şerefsiz birinden dünyanın en erdemli insanını,sevmeyen birinden ölümüne aşık olanını,kişiliksizden en kişilikliyi yaratmayı hayal ediyoruz,sevgimizle bütün karakterini değiştirerek.
Sonra da sirkin pistine yüzüstü çakıldığımızda,suçu değişemeyenlere yüklüyoruz haksız olduğumuzu bile bile.
İçimizdeki çocukluk bu acemi trapezciler işte.
Hayatı ve insanları değiştirebilme hayali,hayata karşın kendin olarak kalmakta direnme ve kendi cennetini kurabilme  inadı var o çocuklarda.
Ama sirk pistleri yaralı çocuk trapezcilerle dolu………

İzleyiciler